Yazarlar

Eli Taşın Altına Koymak

post-img
Herkesde bir telaş...Yerel yönetim seçimleri kapıda...Adaylar sırada...Bakalım en şanslı aday kim olacak?... Hangi partiden, kimler başkanlık yarışında yer alacak?... Yerel yönetim dediğimizde; usuma düşüverdi yine dünden gelen anılar...Ülkemiz adına dönemin Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL'ın katıldığı ve Brezilya'nın Rio kentinde gerçekleştirilen YERYÜZÜ KONFERANSI... Ne olmuşdu orada?... 1992 yılında gerçekleştirilmiş olan Birleşmiş Milletler'in düzenlediği Rio Konferansı'nda ağzımıza bir parmak bal çalınmışdı; YEREL DEMOKRASİ, HALKA KATILIMI, KENT KONSEYLERİ ve KENTİ BİRLİKTE YÖNETMEK bağlamında... Bizlerde de bir heves, bir istek, bir iştah; tutmayın bizi, TAŞIN ALTINA BİZ DE ELİMİZİ KOYACAĞIZ illa ki... Sonrasında bütün bu tatlı sözler oldu mu birar aldatmaca?... Çıkıverdi mi altından türlü, çeşitli çapanoğlu?... Başladı mı birileri AVRUPA ÖZERKLİK ŞARTI ve de ÖZERK BÖLGELER, FEDERASYON demeğe ve ülkeyi bölmeğe yönelik gerçek duygular da dışa vurulmağa?... Sonuç olarak bu kavram; amacından saptırıldı, yerel demokrasi düşlerimiz, kabusa dönüşdü. Şimdi...Ülkemizde kent konseylerinin işlevi nedir diye merak edenlere yapacak olursak bir açıklama: STK'lar, Odalar, Muhtarlar, şunlar, bunlar zaman, zaman toplanır. BİRAZCIK YEREL VE GENEL YÖNETİMLER ÖVÜLÜR...HALK DEMOKRATİK KATILIMDA BULUNDUM DİYE AVUNUR... HAVANDA SU DÖVÜLÜR... Sonra OTELLER VE AVM'LER; DERE YATAKLARINDA VE YEŞİL ALANLARDA YÜKSELİR. Sonraaa; yağmur yağar, sel basar ve yerel yönetimlere SÖVÜLÜR... Ne diyeyim?... Ansızın yağan selli yağmurlar gibi, ansızın yakalanacağımız bir yerel seçim olasılığı karşısında sanırım bundan böyle; yerel yönetimlere aday olanlar sözler vermezler "yerel demokrasi" uygulamaları üzerine...Çünkü TEK ADAM'ın ülkesinde seçilen yerel yöneticilerin de TBMM'de oturan 600 (M)illet vekili gibi ATIL bırakılacağı, boş kapasite çalıştırılacağı olasılığı karşısında...Pek heveslenmeyin derim yerelde de DEMOKRASİCİLİK oyunu oynamağa... 30 Temmuz 2018 günün televizyon kanallarında; geçmişin başbakanlarından Mesut Yılmaz karşımızda...Rahip Brunson konusunda yapılan açıklamalar nedeniyle; koskocaman Amerika ülkesini eleştiriyor, olacak iş değil...Bir de ona statükocu derlerdi; adam bal gibi değişmiş, kimse ayırdında bile değil... Amerika'yı eleştiriyor çatır, çatır...Birbirlerinden habersiz, iletişimsiz, eşgüdümsüz açıklamaları nedeniyle Bakanlıkları, kurumları... Çünkü Rahip Brunson için her bir kurum ya da bakanlık; farklı açıklamalar yapıyor ve bu açıklamalar sonucunda da başta Türkiye olmak üzere; Amerika'nın pek çok devletle arası açılıyor diye yakınıyor Bay Mesut Yılmaz... İlginç, hem de çok ilginç... Statükocu;daha açık bir deyişle, var olan düzenin korunmasından, sürdürülmesinden, değişime karşı ve katı bir devletçi olarak tanınan Bay Yılmaz'dan böyle bir açıklama gelmesi gerçekden de çok ilginç... Acaba diyorum Bay Yılmaz; öncelikle "çaktırmadan" TEK ADAM'a saygılar, yönetimine de destekler mi sunuyor "dolaylı yoldan" ki Amerika'nın bu her kafadan başka ses çıkan yönetsel yapısını eleştirerek... Ve Yönetim Bilimi'nde çok bilinen "Yılan çift başlı olmaz" kuralına göndermede bulunarak üstü örtülü ya da dolaylı anlatımla Devletimiz'in yeni yönetim biçimine övgülerini, desteklerini mi sunuyor?...Yeni yönetim biçimiyle uyum içinde olduğunu mu açıklıyor Amerika eleştirisi üzerinden?... İyi, hoş ve güzel...Her yurtdaşın düşünceleri kendisine özel... Devlet yönetiminde TEK BAŞLI, TEK ADAMLI olmak; bürokrasi kuramı bağlamında, bürokrasi çarklarının yavaş işleyişini eleştirmek anlamında ussal olarak değerlendirilmişdir geçmişde de... Ama bugün çok ve farklı sesler çıkdığına ilişkin Amerika'yı eleştiren Bay Mesut Yılmaz; dün Başbakan olduğu dönemde, neden Bursa'dan yükselen TEK BİR SESE kulak vermedi acaba?... Özellikle de şu CARGILL konusunda; ne halka kulak verdi, ne HUKUK kararlarına, ne de partisinden yükselen seslere...Çünkü onları tümü TEK SES olarak CARGILL'e OLMAZ dediler. Bursalı; içilebilecek nitelikde suyu olan İznik Gölü'nün kıyısına, mısır nişastasından yapay şeker/tatlandırıcı üreten CARGILL fabrikasının kurulmasına karşı çıkarken...Hukuk fabrikanın kurulmaması yönünde karar alırken...TBMM'deki milletvekilleri halkdan ve HUKUKdan yana tavır alırken, o ne yapdı?... Clinton yakışıklısı istedi diye CARGILL için "olur" imzasını atıverdi. Herkesi karşısına alıp, Amerikan'ın istediğini verdi. Ve bunun üzerine Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır ANAP'dan istifa edip, AKP'nin kurucuları arasında yerini aldı. 30 Temmuz 2018 günü; televizyon yansılarında AMERİKA'yı eleştiren bir Mesut Yılmaz görünce, elimde değil dünü anımsadım... Kuşkusuz dün verdiği imza ne kadar tartışmaya, eleştiriye açıksa da... 30 Temmuz günlü eleştirisi de "ülkemizin çıkarları sözkonusu olduğunda" o kadar doğrudur. Ama Amerika'nın bu denli cüretkar olmasının sorumlusu da 1950'lerden beri gelen hükümetlerdir. NATO üyeliği uğruna, ülkenin veto etmesi gereken pek çok konuda; Amerika'ya ödünler verilmişdir. Çünkü dün onlar; AMERİKA ne istediyse EVET demişlerdir... Dolayısıyla AMERİKA'nın Türkiye'ye yönelik böylesine tehditkar sözler söylemesine ortam hazırlamışlardır, alt yapıyı oluşturmuşlardır. Bundan böyle; Okyanus ötesindeki bu kurnaz tilkiye, peynir kaptıran kara karga konumuna düşürülmeyeceğimizin umuduyla... Devletimiz'in güvencesinde yaşamalıyız diyorum. Yerel demokrasi için ne kadar istesek de elimizi ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYAMASAK da, koydurmasalar da...Uluslararası alanda güçlü bir TÜRKİYE için hepimiz ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYACAĞIZ, KOYMALIYIZ derim !...

Diğer Haberler