“Espri” bir ulusun can damarlarındandır.
Bunu en iyi Umberto Eco, “Gülün Adı” adı isimli eserinde anlatır.
Gülmek, gülümsemek insanın farkına varmasını sağlar, düşündürür.
İnsanların gülmesini istemeyen yöneticiler ortaya nemrut, “bad suratlı, mutsuz kitleler çıksın isterler.
İsterler ki düşünülmesin!
Hatta kitleler arasında “ikilik” çıkarırlar ki, ortalık karışsın, insanlar birbirlerine düşsün.
Bir Cemal Nadir olmasaydı yaşanır mıydı hiç?
Sabahattin Ali olmasaydı “Koca Teres” yazılıp da dünyanın en güzel şiirleri var olur muydu?
Onca güzel şarkı, güfte çıkar mıydı ortaya?
Sabahattin Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi Orhon, Sabahattin Ali, Aziz nesin ve Rıfat Ilgaz nefes almasaydı bu dünyada Akbaba Dergisi tarihe düşer miydi, Marko Paşa, Malum Paşa, Yedi Sekiz Hasan Paşa sürükler miydi kitleleri peşinden?
Şimdinin çakma komedyenleri bile komik değil; yoz, plaza komedyeni.
Oysa Rıfat Ilgaz “veremin” pençesinde, Aziz Nesin sürgünde Bursa’da imamlık(!) yapıp, zamanın istihbarat örgütü Sabahattin Ali’yi başına vura vura öldürmüşken şu günlerde Ferrari’yle geziyor bu insanlar.
Bir yandan da hiç “komik” değiller.
Üç-dört yaşında bir kız çocuğu karşılaştığı Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’e samimi bir şekilde soruyor:
“Ne iş yapıyon sen?”
El cevap:
“Belediye Başkanıyım ben.”
“Tamam da ne iş yapıyon?!.”
Sonra oyunla, oynaşla, çikolatayla hallediliyor bu iş.
İşin sadece buraya kadar olan kısmıyla seçim kazanılır seçim!
Davut Gürkan erken kalksın biraz!
İyi, belediye başkanısın da ne iş yapıyon?
“Ne iş yapıyon sen?”
Hadi Şadi Özdemir profesyonel yönetici…
Yıllardır verdiği uğraşla Türkiye’nin en büyük yazılım firmasını kurarak başlamış işe.
Birlikte 70 bilgisayar mühendisi çalışıyor şirketinde; belediye başkanı seçilince de işlerini oğluna devretmiş.
“Ne iş yapıyon sen?”
“Meclis üyesiyim ben?”
“Mehmet Gazioğlu'nun, Gazioğlu’nun, yani babamın oğluyum.
“Ne iş yapıyon sen?”
“Ne iş yapıyon sen?”
“Meclis başkan vekiliyim ben.”
“Tamam da ne iş yapıyon sen?
“BESAŞ’ın yönetim kurulu başkanıyım.”
“Ne iş yapıyon, ne iş?
A sosyal, otel salonlarından başka halkın yanında değildir Orkun Gazioğlu.
Bursa’yı tanımaz, bilmez.
Lakin, “maşrıkı azamı” iyi tanır!
Ne iş yapıyon oğlum sen?
“Şimdi BURULAŞ’ın başına koydular beni.”
“BU-RU_LAŞ, hımm (!) YAVAŞ YAVAŞ LAVAŞ yapıyom ben.”
“Ne ayaksın oğlum sen, ne iş yapıyon sen?
“Salla başı indir maaşı yapıyorum ben.”
Babası Mehmet Gazioğlu gözümde ve gönlümde müstesnadır lakin, artık o iş başka, bu iş başka!..
Rotary kontenjanından, muhtemelen “mason” locasından soktular onu oralara.
“Bankacı” desen, babası sayesinde işe girdi; bankacılık yapamadı!
“Siyasetçi” desen, siyasetin “S’sinden” anlamaz!
“Ulaşım” desen, sal bunu buradan, BURSARAY’la Kestel’e kadar bile gidemez; hayatında hiç gitmemiştir de zaten!
Evin yolunu bulamaz, son model arabayla “şoför” götürür.
Böyle bütçeye böyle tarak!
Bir de adına “Sedat Akar” denilen belediyenin para harcayıcısı var…
Evini belediyenin imkanlarıyla yaptırmıştır.
Sabahları 4-5 kadeh atıverir susuz.
Git, ofisindeki dolapları karıştır…
Hem de en kötüsünden 50 litre viski bulursun.
Kolayla, vişne suyuyla filan içer.
Arada bir içer içer polise yakalanır.
Daha önce 35 senelik beli böğründe bir araba kullanırken hem de şöferlisinden belediye imkanlarıyla son modele terfi etmiş, tüm masrafları belediye tarafından karşılanarak sağda solda “Bana kimse bir şey yapamaz” diye hava atmaya başlamıştır.
Mustafa Başkan, bunlar adamı yatırırr; dahası gün olur BATIRIR!
Sonra bütçe yok!
Nerede bütçe?
“Nurhan Damcıoğlu’nun kalbilde!..”
Allahı var, Turgay Erdem kayınbiraderinin üzerine hem de göle sıfır noktada villa yaptırıyorlardı, bunlar belediye parasıyla GÖL yaptırıyorlar göl.
Bir Orkun mesai bitimine kadar beş kilo “lokma” dağıtabilir, Allah’ı var.
Akide şekeri, kerhane tatlısı, Bağdat hurması, pide filan ihtisas alanıdır!
Elbette belediye kasasından!
Kim bilir acaba BESAŞ’ın bütçesinden nerelere harcanıyor?!.
Ekmeği tavada, sütü havada görür bu Orkun Gazioğlu.!

Vali (Paşam) Erol Ayyıldız’la görüşmek için salonda bekliyoruz…
Az sonra Özel Kalem’den bir çocuk geldi:
“Alkol var mı Mehmet Ali Bey?”
Bazen sağımda, solumdaki yaşlı amcalara, teyzelere neşeli biçimde takılırım.
“Var” dedim!
Şaşırdı çocuk.
“Elli Metre ilerideki Tekel Bayisinde var!..”
Anlamadı!
“O zaman sizi daha sonra misafir edelim.”
Yok hayır, sadece alkol değil, Bursa’da esrar, eroin, hap, kokain satılan yerleri sorsalar, vatandaşlık görevi gereği göstereceğim.
Ama devlet haracını alıyor yani vatandaşa çöküyor, serbest… İki fırt bir şey çekmek isterse yasak!
Kumar yasak, resmen kumarı oynatan Devlet’in kendisi.
Futbol serbest, at yarışı yasak!
Komedinin önde gideni.
Rusya devleti 70 yıl votkayla yönetti; ilaveten koko, fado, futbol, fiesta!..
“Hah huh, hah huh” diye dönerek kafa sallayanlardan bahsetmiyorum bile!
Beyin “cacıklamasına” uğruyor saftirikler, Emek Lokantası’nda bir masa açmak akıllarına bile gelmiyor.
Ot çekme b.k çek!
Bu dünyada heskes birbirine “çökmek” istiyor!
Kentimizde sık sık bürokrat değişimi olur.
Almış Cavit Çağlar Mehmet Ali İnanı yanına, yeni gelen Emniyet İl Müdürü’nü ziyarete gitmiş…
Bunun anlamı “başıma bir şey gelirse beni koruyup kolla, sev” demek!
Emniyet Müdürü Kadir Gökçe gururla “Yüzbaşı Tommiks” gibi duruyor fotoğrafta.
Yenge Suzi akşamdan bir turta yapmış, müdürümüz acayip mutlu belli ki!
Bizim müdür nasıl gururlu, nasıl gururlu anlatamam.
Cavit Çağlar’ı bir şey sanıyor.
O gün giydiği üzerindeki omuzdan büzgülü ceketiyle, iki yana doğru açtığı kollarıyla uzun namlulu iki rovalver çekecek gibi duruyor, sanki Emniyet Müdürü değil de yüzbaşı Tommiks!
Halbuki Çelikpalas Otel’in yanına sağolsun(!) Recep Altepe sayesinde emsallerine kıyasla ilave iki rezidans katı yapan Çağlar, aynı şeyi otel, konut ve alışveriş merkeziyle birlikte Bursa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrika arazisinin imar planlarını değiştirerek yine varlığına varlık katmaya çalışıyor.
Kumsas’taki yazlıklar kaçaktı, Balıklı’daki küçük sanayi kaçaktı, Olay Gazetesi’nin binası ve şimdi yaptığı otel de kaçak.
Bir ara Bademli’deki 5 villada 24 saat 110 kişi çalışıyordu; korumasından, aşçısından, tamircisinden, servis personeline kadar…
Banka aldı, Mehmet Emin Karamehmet’le iş birliği kurarak o ona verdi, diğeri öbürüne.
Bu arada hem nesim Malki’den para alıyor, hem de Karamehmet’le kredi tokuşturuyorlardı.
Bir de kitap yazdırmış; dandik! Reklam kokuyor; yine sürekli gündemde olmak istiyor. Tüm gayreti AVM yapmak.
Karşılıklı birbirine kredi sunarak millet ve devletin yüz milyonlarca lira parasına çöktüler.
Adı mahkeme salonlarında “hortumcu” olarak kaydedildi.
Siz o Kenya’ya giden uçağı bedavaya mı verdi sanıyorsunuz?
Devlete 100 binlerce lira fatura kesildi.
Votka arkadaşı, Dağıstan Cumhurbaşkanı Ramazan Abdulatipov’la kurduğu enseye tokat, g.te parmak ilişkiler sonucu sözde Rusya sorununu çözdü.
Cavit Çağlar “kriminal” bir tip efendim!
Çöktüğü yerlerin haddi hesabı yok!
Ben olsam randevu bile vermezdim.
Süleyman Demirel’e yürüttüğü sponsorluk hayatıyla hasbelkader “bankalardan sorumlu” bir bakan haline gelmiş, oradan “hortumculuğa kadar yükselmişti:
“General Or-Hortumcu”
Dağıstan Cumhurbaşkanı Ramazan Abdulatipov dedim ya?
Çok laf yalansız, çok para dolansız olmuyor.
Bu Celal Sönmez’in babası Dağıstan Cumhurbaşkanı Ramazan Abdulatipovde “çökertmeyle” buldu parayı Putin’le beraber.
Tommiks Müdürüm sen bunları bilmezsin!
Önce İnegöl’de “tütün ticareti” yapıyor Ali Osman Sönmez..
Hala alacağı olanların bulunduğu anlatılır.
Sonra Bursa, tekstil, mekstil…
Bir grup işadamı devlete “çökmeye” karar verirler.
O vakitler “astar” tarzı kumaşlar üretiliyor fakat, ortalıkta ip yok.
Devlet bir kanun çıkarıyor…
Sentetik elyaf ithalatına izin verilecek lakin “ülkeye döviz gelsin” diye üretilen kumaşlar yurt dışına gönderilecektir.
Mehmet Arda isimli şahıs vasıtasıyla Gemlik’e gemiler dolusu sentetik elyaf getirilecektir. (floş)
Ortaya çıkan ürün geri gönderilmez elbette.
Aradaki fark paylaşılıp, cebe indirilir.
Mehmet Arda yurt dışına kaçar ve Ali Osman sönmez de saygın bir işadamı olur.
Devlet imkanlarıyla elde edilen bu parayı da eroin satsan toplayamazsın.
Bursa Valiliğinde adama alkol soruyorlar, öbür tarafta Devlet eliyle milleti soyuyorlar.
Eskiden öyle uyuşturucu ticareti filan yoktu.
En fazla silah ve kumar dönerdi ortalıkta.
Mafya da yoktu; “kabadayılar” vardı.
Genellikle “ulaşım” işini sürdürürler, bunun haricinde “hırsızların” paralarının bir kısmına çökerek “mano” toplarlardı.
Yılmaz Güney’in omuzunda beyaz paltosuyla Bursa’ya gelip kumar oynamışlığı pek çoktur.
Katildir, Yumurtalık Hakimi’ni öldürmüştür.
Karakter yoksunu, şımarık bir heriftir.
Hülasa son dönemde iki “kabadayı” var Bursa’da:
Benli Halil ve Kaya Ali Kent.
Biri İnegöllü, diğeri de Kaya.
Ali Osman palazlandıkça Benli Halil O’na çöker.
Fomara’da otomobil galerisi açtırır.
Parasını alır, üstüne bir de her gördüğünde ensesine bir şaplak atar!
Bu sefer kendisini “Benli’den” korumak için Kaya Ali Kent’i tutar Tütüncü Ali Osman.
Aralarında çok ilginç diyaloglar yaşanır.
Herkes birbirini ihbar eder.
O da bu şehre çökenlerden…
Yalova yoluna çaktığı otel kaçak.
As Merkez’in zemine doğru 4 katı kaçak.
Yeteri kadar otoparkı yok zaten.
Yandaki derenin üstü Osmangazi Belediye eski başkanı Basri sönmez tarafından otopark olarak kapatılmış, yine oraya da çökülmüştür.
Yasak!
Sonra Yalçın Sünnetçioğlu'nun uçağı hafta sonları Neriman’ı yanına alıp, turneye filan gider.
Yalçın, Mesut Yılmaz'dan Türkiye Zirai Donatım Kurulu arazisini 400'e alıp, 800'e Celal'e satmıştır.
Sonra oraya, İzmir Yolu'na bir site kurmuş, bu günkü parayla yalçın'ın cebine en az 400 trilyon koymuştur.
Devlete işte böyle çökülür sevgili amirim.
Komiser olmak başka, "hortumcu" olmak başka!
Ardından yüzüne bakan olmadı, sefalet içinde öldü.
Kapatılan araziler gırla gidiyor, Sönmez Holding’in karşısındaki yüksek okul şaibeli.
Zaten sözde hayır için harcanan tüm binaların bedeli şirketler üzerinden karşılanmakta, faturalar şişirilerek misliyle kar edilmektedir.
Kaya ölür, Benli kalır.
Sonra devreye yeğeni “son kabadayı” Hüseyin Şimşek” girer.



Artık O da bu alemin adamıdır.
Hiç inanamadım, belden aşağı hedef alınan bir kurşunla “basit bir yaralama” şanssızlık eseri ölümle sonuçlanır.
Dönemin FETÖ yönetiminin de devreye girmesiyle çeteye sokarlar ve yattığı hapis 29 yılı bulur Hüseyin Şimşek’in.
Celal Sönmez’i daha iyi tanıyabilmeniz için bir-iki örnek göstereyim:
Kapısının önüne park eden araç sahiplerine küfredermiş mesela!
Bir gün gazete binasına geliyor…
Personelden tasarruf yapacak ya?
Kapıda “hükümlü” kontenjanından çalıştırılan sanırım adı Osman’dı; kapıda gelenleri karşılayan bir adam vardı.
Yapayalnızdı.
Kötü bir otel odasında kalır, yumurtasını bile kendi pişirirdi.
Celal Sönmez “kim bu adam; bu kadar personel ne iş yapıyor; atın bunları” diye talimat verir.
Vatandaşı işten çıkarırlar.
Çünkü üzerine Celal Sönmez çökmüştür!
İki gün sonra da aynı Anayurt Filmi’ndeki gibi adamı elektrik duyunda sallanırken bulurlar.
İntihar etmiştir.
Bir gün Celal’i bir arkadaşı arar.
“Sizin” der “benzinliğe 3 tanker petrol geldi, ikisini boşalttılar, diğeri uzaklaştı oradan!
“Karışma sen, karışma sen” diye yanıtlar Celal adamı.
Meğerse 3’ün 1’i şirketten çıkıp, Ali Osman ya da kim kaparsa artık, Celal’e gidermiş!
Bir kar payı dağıtma hali sizin anlayacağınız!
Deveci armudu misali!
Hiç çökmeyen kendi şirketine çöker bu ülkede.
Arabayı alır, evi yaptırır, yatı hazır tutar, uçak, helikopter kapıda Junior Ali Osman’ı bekler.…
Bir vakitler “yangın” modası vardı.
Ürünler sanki “defoluymuş gibi” çıkarılıp satılır; sonra “püff”; yandı, bitti, kül oldu!
Ee sigortacılar da nasiplenirdi bu işten tabii!
Diğer taraftan bu dünyadayken işleyen bir “ilahi adaletin” varlığına inanmışımdır hep.
“Hızır-Musa kıssası” gibi senden çıkmazsa çoluk çocuğundan çıkar.
Eski emniyet müdürlerinden Ahmet Demir meslekten atıldı, kafayı yedi; Orhan Taşanlar’ın önce parmakları, sonra ayağı kesildi; görevdeyken kendisini şah-padişah sanan Başsavcı Emin Özler emekli olur olmaz yerleştiği İzmir’de kalp krizinden gitti; sıcakta arabanın içinde bekleterek 7-8 mahkumun ölümüne sebep olan Nural Uçurum ömrü boyunca kötürüm yaşadı, Allah sabır versin Yusuf İlhan’ın oğlu intihar etti...
Ama mesela bir Cemil Kuyu meselesi vardı. Başsavcı olarak tayin edildiği Mersin’de uluslararası petrol tacirleriyle uğraşınca, bu memlekette “başsavcıya” bile çöktüler!
Ancak kimileri hesapları görmek için ısrarla ölmüyor işte!
Ve can veren/veremeyen daha kimler kimler var!
Başta Bursa olmak üzere tüm Türkiye’nin para ihtiyacını karşılayan, iplik ve kumaş başta olmak üzere fabrikaların tüm üretimlerini kapatan Yahudi Banker Nesim Malki vuruldu bir gün.
Başta Celal Sönmez ve Cavit Çağlar ve Erol Evcil olmak üzere herkes titremeye başladı.
“Dinci olana kafiri, komüniste faşisti, faşiste komünisti” öldüreceğiz demişlerdi.
Erol Evcil de Nesim’den para alanlardandı.
Çok zeki ve becerikli şu çocuk aslında.
Meşru yollardan gideydi eğer, Devlet dahil, pek çok önemli görev üstlenebilirdi.
Hülasa, bizzat Metin Kaplan’ın ağzından dinlemiştim…
Cavit Çağlar dönemin İl Emniyet Müdürü Ahmet Demir’e “künefe” ısmarlayarak “kurtar beni şu işten” diyor.
Çekmece de açıktır, dilediği kadar alabilir.
Metin Kaplan Ahmet Demir’den, tüm bildiklerini anlatması karşılığında 250 bin dolar istiyor.
Cavit Çağlar’a da bir güzel çöküyor!
Nesim Malki’nin boşa çıkan tüm işlerini daha sonra “TAFKO MUSTAFA” (Mustafa Ateş) isimli bir kişinin üstlendiği konuşuluyor piyasada şu sıralarda!
Bu kez sadece Türkiye’de değil, Rusya’dan, İngiltere’ye kadar iş yapıyorlar.
Dünyanın her yerinde şirketler kuruyorlar.
Araştırıyorum, bakalım ardından ne çıkacak?
Yahudi’nin olmadığı yerde para olur mu?
Hatta Nesim Malki’nin kullandığı masayı şu anda Tafko Mustafa’nın ortağı Ottoman Boya Apre’deki ofisinde Vedat Kantar isimli bir şahsın kullandığı konuşuluyor. Üzerinde çek kesmek için çıkma raflar filan var.
Orda bir “ayrıntı” daha mevcut; Emniyet görevlileri bilgi isterse memnuniyetle yardımcı olurum.
FETÖ zamanı…
Feridun Kahraman’ın fabrikası Sunteks’in müdürü Ahmet Atalay’dan bizzat duymuştum:
Bir oda dolusu saç dolap ağzına kadar “dolar” dolu!
Himmet paraları!
Escobar modeli bu himmet paralarının Trilye’de bir zeytinlikte konteyner içinde gömülü vaziyette saklandığı konusu da ayrı bir rivayet.
İşte bu organizasyonun baş aktörü de sözünü ettiğim Tafko Mustafa.
Fetö’ye okul yapan Feridun Kahraman Bursa 8’nci ağır ceza Mahkemesi’nde yargılanmış, bazı işadamlarına çökülmüştü o vakitler.
Ve hatta 170 milyon liralık “künefenin” ortalıkta dolaşması ayrı bir iddia konusuydu!
Soruşturmayı yürüten savcının bir yakını, şu an yurt dışında kaçak durumda bulunan, gençliğinde Fetö’cülerin yanından ayrılmayan Emin Adanur’dan aldığı gecekondu tarzı minicik bir evde oturuyor.
Yazık kendisine.
Fakir.
“Zengine sürtün de geç, fakirden ürk de geç çünkü s.ki büyük olur!”
Koskoca savcı…
Belli ki “fakir” sevmiyor!
Celal Sönmez, babası gibi hem gıdıklamayı hem de gıdıklanmayı pek sever.
Dönemin emniyet müdürü, valisi, maliye başkanı vs. “buna nasıl çökelim” diye düşünürler.
O vakitler Celal’e “höt” desen “Fetöcüm, al sana kök” diye bağıracaktır.
Önce şöyle karanlık ve sidik içinde misafir ederler Celal’i.
Toplam 80 milyona üç bölümlük bir hastane yapma karşılığında kendisini salıverirler.
Hem zaten bu hayır işinin tüm faturaları şirketler üzerine kesilecek, olay birazcık abartılarak üstüne bir de kar elde edilecektir!
Ne güzel “çökertme” be!
Valiliğe alkollü girmek yasak, seksenin üstüne bir seksen daha koymak serbest!
Vali Paşam’dan bir özür beklerdim hiç olmazsa.
Bir sayfa daha çevirelim:
Şimşek kardeşler oyalanmak için As Merkez’de 8 yıl boyunca İnegöl köftesi satılan bir dükkan işletmişler.
Kader ağlarını örünce Hüseyin Şimşek’in kardeşi Hakan Şimşek “abimin yokluğunda ben de biraz meşgul olayım” diye aynı işin niyetine giriyor.
“Kendisi tanımıyor, Celal Sönmez’le bir hukukunuz var mı” diye sordu bana?
“Valla her halde randevu istesem geri çevirmez.”
Kapının başında çömez, biri istese üç saniyede enterne edilebilecek birkaç güvenlikçi çocuk var…
Mesela Erol Evcil yanında amir düzeyinde, profesyonel en az en az 19-20 polis bulundururdu.
Bu kıyamamış paraya!
Lastik top alacak her halde.
Çıktık Hakan’la yukarıya:

Adam büyükçe bir yer kiralamak istiyor.
“Siz” dedim “iş konuşacaksınız, ben dışarı çıkayım.”
Son zamanlarda bende bir huy oluştu.
Gittiğim yerlerde “hatıra olarak biraz da ben koruyayım” diye ne bileyim, biblolar, küçük tablolar, güzel olan her türlü objeyi hiç utanmadan(!)” istiyorum.
Dışarıdaki tezgahta bir Amerikan topu var.
“Onu vermem, oğlanın” dedi Celal Sönmez.
De ben işi espriye vurdurdum; amacım çökmek filan değil ha!
Topu bir o çekiyor, bir de ben.
Neyse, hep beraber indik aşağıya.
Hakan’a “perşembeye görüşürüz” dedi.
Demek ki konuşmaları iyi geçmiş.
Birkaç gün sonra Hakan arayıp “moralim çok bozuk” dedi.
Hayırdır?
Celal Sönmez meğerse yememiş içmemiş konuşmaları kayda aldırıp, sanki ortalıkta”ot” varmış gibi polise koşturmuş!
Niya Celal niya, kimden korkuyorsun?
“Emniyet’ten çağırdılar. Koca Bursa’da çökecek başka insan bulamadınız mı” dediler? Bak şu gördüğün hastaneyi o adam yaptırdı”!
Bir kere O adam Bursa’nın içine yaptırdı!
Şimdi birincisi amirim, orası için Celal 80 trilyon para vaat etti.
O para yıllarca ödenmedi.
Ekonomik değeri 8 milyona düştü!
Yol yok, otopark yok…
İçi ayrı, dışı ayrı, daha şimdiden karşısına 6 dükkan yapıldı.
Harcanan paraların hepsi şişirilmiş faturalarla, şirketlere gider yazılmış.
ŞİMDİ, KİM ÇÖKEN, KİM ÇÖKÜLEN?
Ha!
Bu arada hastane “bataklık” üzerine, yanlış yere yapıldı.
Zeminden her gün bir metre su çıkıyor!
ŞİMDİ, KİM ÇÖKEN, KİM ÇÖKÜLEN?
Yoksa her şey Rönesans Holding üzerine mi planlanıyor?..
Bu arada, Hüseyin Şimşek’in tüm Bursa’ya selamı var.
Şimdi geliyoruz asıl mevzuya….
Yakın bir zamanda, Hüseyin Şimşek’in avukatı Furkan Özen İnegöl Ağır Ceza Mahkemesine bir dilekçe verir.
İfadelerin arasında tanıdık bir isim vardır, şu beyanlarda bulunulmuştur:
CELAL SÖNMEZ…
….Müvekkil o dönem Bursa yeni Yalova yolu 9. Km' de AS Merkez isimli AVM' de Besler
İnegöl Köftecisini 2000- 2009 yılları arası işletmiştir. O dönem art arda gelen Ekonomik Krizlerden
dolayı kiralar da çok yüksek olduğu için Avm' de kiracılar konseyi başkanı olarak, kiracıların hakkını
savunmak adına AVM' nin sahibi olan Celal SÖNMEZ isimli şahısla müvekkil arasında problemler
yaşanmaya başlamıştır. Bu problemler artarak devam etmiş ve 7 sene gibi uzun bir süre sonra husumete
dönüşmüştür.
O dönem Bursa Belediye Başkanı olan müteveffa Hikmet ŞAHİN ile Celal SÖNMEZ
birçok konuda ortak proje üretmekteydi. Müvekkil gibi İnegöllü olan Hikmet ŞAHİN' e Avm sahibi Celal
SÖNMEZ sürekli bir şekilde müvekkil ilgili şikayetler iletmeye başlamış, Hikmet ŞAHİN' de aracılar
kullanmak suretiyle müvekkile iş yerini kapatıp Avm' yi terk etmesini bildirmiştir. Bu nedenle müvekkil
ve Hikmet ŞAHİN arasında geçmişten gelen husumet derinleşmeye başlamıştır.
Celal SÖNMEZ' in yanında çalıştırdığı helikopter pilotu A.S. isimli şahıs
müvekkilin işletmesine gelerek iş yerini kapatıp burayı terk etmezsen Celal SÖNMEZ seni öldürtecek
demiştir. Ve neticeten Celal SÖNMEZ' in müvekkile karşı duymuş olduğu rahatsızlığı söylemesi üzerine
birçok konuda menfaat birliği yapan eski Belediye Başkanı C.A’rık' a sağlanan maddi ve manevi
güç neticesinde Belediye Başkanının köylüsü olan dosyanın sanığı H. A. taşere edilip
azmettirilerek müvekkile dava kapsamındaki silahlı olayı gerçekleştirmiştir.
Ceza muhakemesinin birincil amacı, usul hukuku kurallarına riayet ederek şüpheli, sanık
ve mağdurun haklarını gözetmek suretiyle soruşturma ve yargılama yapmak suretiyle maddi gerçeğe
ulaşmaktır. Bu doğrultuda bu amacın gerçekleştirilmesi adına öncelikle adı geçen şahuslardan hayatta
olanların Mahkemenizce dinlenmesini talep ediyoruz.
İSTEM VE SONUÇ :
Anılan, izah edilen ve Mahkemenizce re' sen dikkate alınacak gerekçelerle belirtmiş
olduğumuz kişilerin dinlenilmesi ve tahkikatın genişletilmesi neticesinde tespit edilecek şahsıların da
dosya kapsamına alınmasına ve sanıkların üst hadden cezalandırılmalarına karar verilmesini
saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.
Müşteki Vekili
Av. Furkan ÖZEN.
Şimdi te be geliyoruz devamına:
Mahkeme iddianameyi kabul eder ve duruşma için gün verir.
Duruşma açılır, İnegöl 1’nci Ağır Ceza Mahkemesi günü müsait vakti tayin eder.
Orada da şu beyanlarda bulunulmuştur:
Oradaysa şunlar yazmaktadır:
……Celal
Sönmez ve C.A. hakkındaki tevsii tahkikat taleplerimizi yeniliyoruz. Bu iki şahıs yönünden de suç
duyurusunda bulunulmasını ve tanık olarak dinlenmelerini talep ediyoruz. Biz bu iki şahıs yönünden suç…
duyurusunda bulunduk.
Ayrıca hükümle birlikte
tutuklanmalarını talep ediyoruz. Dedi…
Duruşmaya bir sonraki celse katılmayan sanıklar müdafiileri hakkında suç duyurusunda
bulunacağı ile ilgili baroya bildirimde bulunacağı hususunun bilinmesine,
Sanıklar müdafiilerinemütalaya karşı esas hakkındaki savunmasını hazırlamak üzere gelecek
celseye kadar süre verilmesine,
Sanıklar E.K, M.Ç. ve mağdur Hüseyin Şimşek'in bir sonraki celse SEGBİS
sistemi ile hazır edilmek üzere ilgili ceza infaz kurumuna müzekkere yazılmasına,
Sanık M. Ç. hakkında CMK 109/3-a maddesince verilen adli kontrol kararının aynen
devamına,
Devamına karar verilen adli kontrol tedbirine iki (2) hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir
dilekçe ile İnegöl 2. Ağır Ceza Mahkemesine itirazın kabil olduğuna,
Bu nedenle duruşmanın 03/04/2026 günü saat 09:00'a bırakılmasına oy birliği ile karar
verildi.27/02/2026
Merhum Hikmet Şahin’in, Bademli’de yaptırdığı 40 odalı evin harcamalarını da Sönmez Holding’in merkez binasında faaliyet gösteren şirketlerden tahsil ettiği yönündeki iddialar da ayrı bir inceleme konusu. Organize’ye girer.


