
*Siyasal hava kirli, toplumsal hava kirli, ama soluduğumuz hava en kirli...Elbette ki bu kirliliğin de nedeni; siyasal ve toplumsal yaşamda gerçekleşen olumsuz tutum ve davranışlar. Elbette ki yalnızca ülke içinde değil, ülke dışında da, uluslararası alanda da çevreye duyarsız üretim ilişkileri sonucunda; sömürgenler para kazanıp, işçi sınıfı kaybederken, Doğa da kaybediyor ne yazık ki... Ve bilindiği gibi Dünya'da kirliliğe neden olan en birinci ülke; Asya anakarasında konuşlanan Çin Halk Cumhuriyeti'dir... Bu bağlamda diyebiliriz ki Çİn için;
-KOSKOCAMAN ÇİN OLMAK; DOĞADA CİN OLMAK GİBİ BİR ŞEY... Böylesine sorumsuzca yapılan üretim sonucunda kirlenen çevre, zehir dolan hava; sonrasında kusar insana öfkesini, çarpar adamın suratına ÇEVRE SORUNLARI... Gel gelebilirsen üstesinden...
Çin böyle de sanki bizimkilerin ne başkalığı var; bu Doğa'ya saygısız sömürgenlerden?...
Tarımsal toprakları yapılaşmaya açmaya doymadıkları gibi, şimdi de doğal/fiziki/coğrafi yapının düzeniyle oynamağa kalkışıyorlar şu "İstanbul Kanalı" projesiyle... Çünkü kanalın geçeceği güzergahdan ya da Türkçe söyleyişle izleyeceği yoldan geçen;oynak/işlek/canlı ve oldukça heyecanlı üç fay hattı belirlemiş uzmanlar...Ama azmanlar diretiyor ille de kanal açacağız, Boğaz'ın yanal alanına diye...Göklerdeki Babamız; sen bu uslanmaz kullarına bir parça akıl ihsan eylesene!..
*Sanal kamusal alanda ki cikcik öten sarı kuşun mekanında; 18 Mart günü paylaşmışdım bir tümce, paylaşıyorum izninizle...
#AfrinZaferi ve 18 Mart Çanakkale... Ne rastlantı değil mi?...
Eğer manüplasyon yoksa???
18 Mart 2018 günü; Çanakkale Zaferi ve Afrin'e giren TSK ve ÖSO...
Oysa 16 Mart 2018 gecesi; Saint Tayyip Efendiniz bu gece Afrin'e giriyoruz demişdi...
Ne oldu da beklediler?...Biraz soluklanıp, dinlenmek mi istediler?...
Kuşkusuz AKBABALAR'ın "viseman" geçinen akıl hocalarından birisi ya da bir kaçı; demişdir ki az bekleyiniz şu 18 Mart 1915 için yapılacak olan anma gününü...
Ne kurnazlık ama!... Afrin ve Çanakkale; nasıl da eşleştirildi birbiriyle...Ve de Çanakkale Şehidleri'nin "azizliği ve kutsallığıyla" , 15 Temmuz Şehidleri nasıl da eşdeğer bulundu birbirlerine...
Pes dedirtdiler ya cümle aleme; helal olsun!...
Ve yas tutanlar:
18 Mart 2018 günü; Türk Ordusu girince Afrin'e, sürmeli gözlü develer nurlara, eşkiya oğlu eşkiya Barzani de yaslara bürünmüş...Irak Kürt bölgesinde; üç günlük yas "ilan", 21 Mart Nevruz kutlamaları da "iptal" edilmiş Afrin düştü diye...
Bunun anlamı ne?...
PKK eşitdir YPG ve de PYD... Dolayısıyla ne kadar inkar etseler de; her birinin aynı kalleş ırkçı katiller sürüsü oldukları kanıtlanmış oldu mu bir kez daha?... Kuşkusuz EVET!...
Ve bugün sözüm ona Afrinliler; "şükran, şükran" deseler de Türk Ordusu'na... Yarın birileri ellerine üç kuruş para verdiğinde; yine Türk'ü sırtından hançerler bu yavşaklar... Sen, sen ol Türkün kızı ve oğlu;dünü sakın unutma!...
Çünkü dünü unutup, geçmişde yaşadıklarımızdan almayınca ders, işler hep gidiyor ters...Bir de İlber Hocamız'dan işitiyoruz azar...İşte o zaman yandı gülüm keten helva!...
Kuşkusuz kulağınıza gelmişdir sizlerin de İlber Hocamız'ın Türk Tarihi'ni, geçmişini iyi bilmeyen bu halka söylediği sözler... Sahi bu aralar halk yerine bir de "ahali" demeye de başladılar ya, HAYIRlara vesile...Biz dönersek İlber Hocamız'a... Ne güzel söyledi sözlerini; hem ağzına, hem de yüreğine sağlık olsun...
Gerçekten de ne de güzel söyledi halkımız için " İyi eğitimliler, ama cahiller" sözlerini...Sağ olsun, var olsun!...
Veee gelelim en önemli konuya; gerçi bu konu başlı başına bir yazının konusu ama...Sıcağı, sıcağına değinmek isterim ona da...
Biliyor musunuz?... 19 Mart 2018 günü; Kadırgalı Seda'nın programında, sanal medyadan, sosyal medyadan yakınan "uyuşturucudan efsunlu ve de AK-PAK imanlı" Niran Ünsal'ı Seda gacısı pardon bacısı pek bir rahatlatdı. Şöyle bir açıklama yapdı:
-Son görüşmemizde Cumhurbaşkanım söyledi.Çok iyi biliyorum. Sosyal medyadaki kötü ruhlular engellenecek.Hem de çok yakında...
Bu açıklamalar sonrasında benim yaptığım çıkarsamalara gelince de sıra:
1) Gözünüz aydın olsun; çok yakında elimiz, dilimiz bağlanacak,SANSÜR Efendi Hazretleri canımıza ot tıkayacak...
2)Bundan böyle "haddinizi" ve de toplumsal yaşamda ya da ülke genelinde değerinizi, kıymetinizi ve de yerinizi iyi biliniz.Bir Seda Sayan olmadığınızı, olamayacağınızı o çok düşünen kafalarınızda birazcık boş bir yer bırakıp da, oraya bu sözleri yerleştiriniz...
3)Yaşamınız "küçük burjuva ahlakı" ve "üst ben"inizin izin verdiği... Ve de ana-babanızın saygın bir yurtdaş olarak yaşamınızı sürdürmeniz için öğütlediği, özenle yetiştirdiği gibi yaşarsanız da... Her şey boşuna; bir Seda Sayan kadar bu ülkede kıymeti harbiyenizin olmayacağını iyi biliniz...
Bu günlük benden bu kadar... Saygıda kusur etmeyelim...Bilumum Seda Sayan bacılara saygılar...