Para, para, para…
Yokluğu bin dert…
Varlığı yara!..
………..
Ben en çok fazla parası olanlara üzülürüm...
Çok laf yalansız, çok para dolansız olmaz çünkü!
Koruması ayrı dert, büyütülmesi ayrı, yatırımı ayrı…
Yiyemezler, peşinde bir ömür dolusu koşturup dururlar.
Ya damatlar yer tüketir ya da rahat ve bolluk içinde büyümüş çocuklar!
Yaşayamazlar, bankalardan isteyip akşama evde sevemezler, cepleri de para yüzü görmez çünkü, cüzdanlarında bir banka kartı, parayı büyütmek için vadesi geliveren kredi borçları, her ay ödenecek personel, vergi ve de karı masrafları; işin dırdırıysa da başka bir alem, yer bitirir adamı.
Kıskançlıktan ötürü eşi tarafından bıçaklanmış Sedat Sansar diye bir adam tanırım.
Yine aynı nedenle yüzünü, gözünü zevcesinin “tırmıkladığı” ertesi gün yara bere içinde uyanan nice varlıklı insan!
Adama bir “bulmaca” sormuşlar:
“Kanadı var uçamaz, iğnesi var sokamaz, peteği var bal da yapamaz; nedir bu hayvanın adı?”
Karşıdan gelen el cevap:
“Sokayım ben öyle arıya be ya!..”
Hay, sokayım ben böyle paraya!
………..
Önümüzdeki ay başında “Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda” başkanlık seçimleri yapılacak…
Mevcut Başkan İbrahim Burkay’ın karşısında, Özer Matlı diye Karacabeyli bir adam var…
Şimdiye dek ne adını, ne sanını duyup, Bursa’ya bir hizmet ettiğini hiç görmedik.
Hayvan yemi satarak dana beslemekten başka bir iş yapmayan, köylüyü, çiftçiyi sömüren, sütün su parasına satılmasına neden olan, bu sayede parayı bulmuş sonradan görme bir insan!
BTSO’da aday olmasının sebebi 60 bin sanayi ve ticaret erbabı için hayırlı işler yapmak değil:
“PARA!”
Çok değil, iki dönem önce yine İbrahim Burkay sayesinde yapılan yatırımların haricinde Oda’nın kasasında keş 400 milyon para da vardı.
Her halde şimdilerde de milyarın üstünde kaynak vardır…
Ne datlı para değil mi?
“Bal tutan parmağını yalar” misali, şöyle azıcık ellese bile bunların ağzı bayram eder.
Son dönemde yalanıp yutan bazı gazeteci ve yazarları, Bursa’nın meşhur(!) araştırma şirketi BUPAR’ı filan beslemeye başladı bu Özer Matlı!
Bu üç-beş insan şimdi toplaşmışlar “Danacı Özer Matlı’yı” destekliyorlar!
Hatta, Faruk Çelik’in oğlan Enes, toplamış sağdan soldan 50-100 lira isteyerek dumanlanıp, haplanan kimi hampacı Bursaspor taraftarlarını, Özer Matlı’ya destek görüntüleri veriyor!
“Sokayım ben öyle Bursaspor taraftarlarına!..”
Ömrü boyunca kanla, terle çalışmış emekçi insanların mezarda emekli olmalarına, ömürlerinin kalan son birkaç yılında sefalet ücreti almalarına neden olan son yasayı oluşturup, altına da imza atan “Babişkosu Faruk Çelik” Çalışma Bakanıy’ken son saniyede kendi oğlunu eski mevzuata sokan, dolayısıyla, erken emekli ve yüksek maaş almasını sağlayan “Babişkosunun çocuğu” Enes oğlan bu oğlan işte!
Yine babişkosunun forsuyla Bursaspor’a başkan yapılan, etrafına topladığı üç-beş çakalla fotoğraf çektirip, medyaya servis eden oğlan bu oğlan işte!
Bir dönem çalıştığım gazetenin kapısını kurşunlayan gogocu bazı yavşaklar Bursaspor’a yakışmayan ticaret ve sanayi erbabı (!) bu herifler işte!!!
Türk polisi bunları tespit edip, savcı önüne çıkarınca “kendini Bursasporlu sanan” Avukat Hakan Dinçtürk’ün ricasıyla şikayetlerimden vazgeçmiştim.
Hakan da başka bir alem…
Ortağı Vedat Kantar’la birlikte zıp zıp zıplayıp duruyorlar lakin, çekirgenin avuca düştüğü dönem de gelir bir gün!..
Enes’in babişkosu Faruk Çelik geçen gün açıklama yapıyor, “ben bu işlere karışmıyorum” diye!..
“Sokayım ben öyle açıklamaya!..”
Bu “sokmaktan kastım” gerçekleri yazarak “çomak” sokmak, zaten “artık bülbül eskisi gibi ötmüyor” çünkü!..
Artık bülbül ötmüyor bu solan bahçede!
……………
Babişko Faruk bir dönem o sıra henüz tamamlanmamış, Merinos Camii’nin çay ocağına takılan, Yıldırım’daki beşinci sınıf düğün salonunda belki bu gün bir “kına talebi filan gelir” diye bekleyen, hele hele üç-beş fakir düğüncü salonu kiralayınca “kına yakan” bir garip Allah kuluydu işte!
Sonra bu, particiliğe başladı ve ardından da o sıra kimsenin okumadığı Marmara Gazetesi’ne bulaştı.
Gazetenin başına da “Hasan Dağcı” diye bir oğlan oturttu.
Hasan Dağcı “top düşkünü” bir adamdı.
Topla yatıp, topla kalkardı.
Babişko Faruk’un “top” ve Bursaspor sevdasının nedeni bu oğlandır işte.
Sonra bu çocuk manevi babişkosu Faruk Çelik sayesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne gitti; orada danışmanlık, İstanbul Deniz Otobüsleri Şirketi’nin kantinlerinde göstermelik “sahiplik” yapmaya, artık Jaguar otomobillere binmeye başladı.
Nasıl olsa herkes biniyordu!
……………..
Kurduğu ilişkiler sayesinde devletin üst kademelerinde görevler yapmaya başladı Faruk Çelik.
Oğluna Marmara Birlik yurt dışı bayiliğini alabilmek için hamleler yaptı.
Sonra Başbakan’ın çağırıp, “Sana daha ne kadar lazım Faruk” demesiyle gözden düştü ama vazgeçilemedi.
Mazi kimilerinin kalbinde bir yaraydı çünkü!
Ardından Ziraat Bankası Yönetim Kurulu’na yerleştirildi.
Ohh! Kümesi tilkiye emanet etmek gibi bir şeydi bu!
Özer Matlı’nın “danacılıktan” anladığı gibi Faruk Çelik de “ekonomiden” epeyce iyi anlardı.
Modi düğün salonunda fatura bile kesmişti neticede!..
Bir banka nasıl yönetilir, kimlere ne kadar kredi verilir, nasıl ertelenir, kantin işletmeciliğinin püf noktaları, bir futbol kulübü ne şekilde idare edilir, topa nasıl vurulur, tüm bunlar Babişko Çelik’in uzmanlık alanlarıydı!
Ömrü boyunca hep fakir fukaranın, garip gurabanın yanında durdu.
Ankara’da filan onların işlerini halletti.
Mesela Cavit Çağlar’ın Devlet’e olan borçlarına rağmen, O’nun devletten alacağı milyonlarca lira KDV’nin tahsil edilmesini sağladı.
Mustafa Bozbey’in Antalya’da aldığı TOKİ inşaat işlerindeki borçları ödemesine yardımcı oldu.
Tabii sırf “duygusal” nedenlerle oldu tüm bunlar.
Bu arada ekmek elden, su Ziraat Bankası’ndandı.
Daha evvel Yıldırım Caddesi’ndeki örümcek kaplamış dükkanın önündeki taburede ayakkabılarının arkasına basıp, bacak bacak üstüne atarak müşteri bekleyen kardeşi Osman Çelik’e Allah, “yürü ya kulum” demişti, bu nedenle belediye otobüsüne bile binemeyen Osman Çelik eve yürüyerek gidip geliyordu.
Sonra Osman’a bir nida daha geldi ve “artık şu tarafa doğru yürü bakalım” dendi!
İnşaat işlerine girişti Osman.
Nilüfer’de, Yıldırım’da plazalar, alışveriş mekanları yapıp satmaya başladı.
Faruk Çelik de boş durmuyordu bu arada.
O da Odunluk Mahallesi’nde dev rezidanslar yapmaya girişti.
Fakat bir tek şey yapmadı artık, o da “düğün salonu”!..
Aklına mazi geliyor, limonata yapmak için limon parası bulamadığı günleri anımsıyordu.
“Hay sokayım ben öyle düğün salonuna!..”
Şimdilerde Babişko Faruk ve oğlu Enes, Özer Matlı’yı destekliyorlar.
Faruk olası her duruma karşı çaktırmıyor, Enes BTSO üyesi bile olmayan gogocu bazı Bursaspor taraftarlarıyla, “Bizi yetiştirdi mübarek bir ana, seçimi kazanırsak alacağım üç-beş dana” diyerek Özer Matlı’ya açık destek veriyordu!
……………..
BTSO uzun yıllar bahtsız bir dönem yaşamıştı.
Çeyrek yüz yıl boyunca orayı Ali Osman Sönmez idare etmiş, ticaret ve sanayi erbabına darı kadar bile bir faydası olmamıştı.
İki ayda bir sikindirik bir dergi bastırıyor, bol kaymalılara kendisi çökerek, hiçbir kar getirmeyecek ithalat talepleriniyse bu dergide sözde sanayiciye destek olmak adına yayınlatıyordu, hepsi o kadar.
Odaya arada bir uğrardı, İnegöl’de yaptığı tütün ticaretinin ardından hala alacağı bulunan çiftçileri ardında bırakarak kaçtığı Bursa’yı kendine yeni mesken tutmuştu!
Arada bir fabrikası yanar, sigortadan para alırdı.
Adı floş kaçakçılığı işine karışmış, suçu Mehmet Arda’nın üstüne atarak, kendine korumacı olarak sözde kabadayı Kaya Ali Kaya Kent’i tutmuştu.
Kimileri hala sağa sola fotoğraflarını asıyorlar ama…
Adına “Yılmaz Güney” denilen soytarı bir “katildir” be!
Ortada hiçbir neden yokken bir gazinoda Hakim Sefa Mutlu’yu öldürmüş, 19 yıl hapis cezası almıştı.
Hafta sonları İstanbul’dan gelip omuzunda asılı beyaz paltosuyla Kaya Kentin, Kafkas Pastanesi’nin yanındaki çıkmaz sokakta bulunan kumarhanesinde sabahlara dek oyun oynar, sonra defolup giderdi.
“Hay sokayım ben böyle insanlara!..”
Sonra Kaya Ali’yi nefs-i müdafa için dönemin gerçek kabadayısı “Benli Halil” vurdu.
Çünkü Benli Halil, Ali Osman Sönmez’i gördüğü yerde ensesinden tokatlardı!
Ardından BTSO’nun başına beceriksiz, ufku olmayan Ali Osman’ın oğlu Celal Sönmez geldi.
Bir 25 yıl da O ayrılmadı Oda’nın başından.
Adeta hanedan kurmuştu bunlar.
Akıllarda kalan tek şey, kendine yakın işadamlarını toplayıp uzak doğuya götürmesiydi.
Orada kurum bütçesinden istakozlar yenir, tümü birden akşamları meşk eder, uzak doğulu kadınlara Türk’ün gücünü gösterip, bizim memleketi tanıtırlardı!
İşte böyle hayırlı işler peşindeydi Celal.
Pataya’nın dili olsa da konuşsa.
Türkiye’yi tanımak isteyen tüm hanımefendi kadınlar “Arap Türkler gelmiş” diyerek sırf “duygusal nedenlerle” bunların etrafına toplanır, etrafa avuç avuç dolarlar saçılırdı.
(Bu arada, Celal’in yaptırdığı hastane göz altına alındıktan sonra FETÖ’cülerin zorla yaptırdığı bir hastanedir.)
Ben Demokrat Sami Bilge’nin bunlarla birlikte oralara neden gittiğini hala anlayamam?
İstakoz mu seviyordu ne?
Sanırım üç-beş kazanınca “para” O’nu da bozdu!
“Hay sokayım ben o paraya!..”
………………
Sonra bir kahraman geldi BTSO’nun başına.

Başlangıçta biraz didiştik ama olgun ve beyefendi kişiliğiyle, aramızdaki sorunları hallettik sonra.
Akıllı adam, hele hele gün görmüş deneyimli bir insan savaşmasını bildiği kadar, barışmasını da bilir çünkü.
Gerçekten yardımsever, Bursa’yı yatırımlara boğan, ufku geniş, gerçek bir iş adamıydı İbrahim Burkay.
Çocukluğumda pek çokları gibi “pilot” olmayı isterdim.
Düşlerimde bir jet uçağıyla gelip, bizim evin üstünde, havada motoru susturduktan sonra aşağıya bir halat sarkıtarak, kardeşim Şahin’i kucağıma alır, uçakla O’na tur arttırırdım!..
Bu duygu ve arzum, o sıra okuduğum kitaplardan ve siyah-beyaz televizyonda izlediğim kurgu bilim dizilerinden kaynaklanmıştı.
İbrahim Burkay’ın Bursalı çocuklara kazandırdığı GUHEM Uzay Havacılık Merkezi bu nedenle o kadar önemli ki, geleceğin bilim adamlarını motive edecek.
Keza Altıparmak’ta yine İbrahim Burkay tarafından kurulan “İstihdam” merkezi.
Teknoloji Sanayi Bölgesi…
Rutin hizmetleri saymıyorum bile…
Lojistik parklar…
Şıkır şıkır yeni sanayi yatırımları…
Arıtma tesisleri…
Sosyal donatılar…
İş okulları…
Fuarlar…
Gerçek amaca hizmet eden yurtdışı inceleme gezileri…
Her kesimle, özellikle Ankara ve yabancı memleketlerle çok iyi diyaloglar kuran, beyefendi bir insan…
AR-GE yatırımları ve daha neler neler…
Aklın yolu bir…
Kasadaki paranın peşine düşen üç beş çakal ve arkasına takıldıkları “Özer Matlı” diye “danacı” bir insan ve bu güne dek yaptıklarıyla BTSO’da çığır açan İbrahim Burkay var ortada.
Yüz kere İbrahim Burkay, bin kere İbrahim Burkay…
Celal Sönmez bir ara ne yapmıştı biliyor musunuz?
AS Merkez’in yanındaki büyük derenin üstünü kapattırıp, bedavaya asfaltlatarak Osmangazi Belediyesi’ne, kendi AVM’si için “otopark” yaptırmıştı!
“Hay sokayım öyle otoparka!..”
………….
Ayrıca bir-iki tane basın mensubu var ortalıkta…
Estek, köstek, nedense özer matlıya destek!..
Bunlardan biri “babacık Faruk’un” has adamlarından biri.
İnanırlığı, güvenirliği hiç kalmamış, YÜKSEL BAYSAL diye bilinen yeteneksiz bir yazar.
“Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” ancak, bazı şeyleri tekrar tekrar hatırlatmak, anımsamak lazımdır.
Eğer üşenmezseniz aşağıdakileri de okuyun.
“Hay sokayım üşenenlere!..”
………….
Bu adam Bursa Gazeteciler Cemiyeti tarafından delegasyonun oy birliğiyle atılmış tek adam!
……………
ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ ONUR KURULU
TARİH: 17 Temmuz 2001
SAYI : 2001/5
KONU: Yüksel Baysal
ÇGD Onur Kurulu, 17 Temmuz 2001 tarihinde yaptığı toplantıda, ÇGD Bursa
Şubesi üyesi Tayfun Çavuşoğlu’nun yazılı başvurusunu görüşmüştür.
Çavuşoğlu, ÇGD Bursa Şubesi’nin üyelerinden Yüksel Baysal ile arasında
eskiden kalma anlaşmazlıklar bulunduğunu belirterek, bu anlaşmazlıkları
şöyle sıralamıştır:
- a) Yüksel Baysal, 1997 yılında, şube kongresi öncesinde, dernek lokalinin
kardeşi Erdal Baysal’a kiralanmasını önermiştir; Yüksel Baysal, kongreyle
ilgili bir toplantıda, üyelerden Özcan Yazıcı’ya topluluk içinde
küfretmiş ve bu yüzden Onur Kurulu’na sevk edilmiştir. Sonrasında Özcan
Yazici dernekten kopmuştur.
- b) Şube kongresinden sonra dernek lokalinin işletmesinde değişiklik
olmayınca Yüksel Baysal telefonda Çavuşoglu’na ağır küfürler etmiş ve
‘Kaç para rüşvet aldın?’ benzeri sözler söylemiştir. Çavuşoglu’na bu
yüzden düşman kesilmiştir. Yüksel Baysal, Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin
lokaline de talip olduğu dönemde, Cemiyet Başkanı Nuri Kolaylı hakkında
bir tek olumsuz cümle yazmamıştır. Eşi Sevinç Baysal’ın emekliliğe hak
kazandıktan sonra işten çıkartılması üzerine Bursa Hakimiyet Gazetesi
Genel Yayın Yönetmeni ve ÇGD üyesi Nuri Kolaylı’ya da düşman kesilmiştir.
Tayfun Çavuşoğlu, dilekçesinde, anlaşmazlık konularını böylece
özetledikten sonra, Yüksel Baysal’ın Ekohaber Dergisi’nin 13 Mart 2001
tarihli sayısında ‘Allah rahmet eylesin!’ başlıklı, 20 Mart 2001 tarihli
sayısında ‘Savurgan Türkiye’ başlıklı, 27 Mart 2001 tarihli sayısında
‘Kim suçlu?’ başlikli ve 8 Mayis 2001 tarihli sayisinda ‘Ahlaksız teklif’
başlikli yazilarini aktarmiştir.
Çavuşoğlu, bu yazilarda özellikle şu
ifadelere dikkati çekmiştir:
“Gazeteciler Cemiyeti ve Çağdaş Gazeteciler Derneği’ne de iki laf etmem
lazım. Bostan korkuluğu gibi orada duruyorlar…Çağdaş’a gelince, sığıntı
halinde çalışan birinden ne yapması beklenir ki?”
“Gazeteciler Cemiyeti başkani zaten gazeteci kasabi.”
“Bursa’da onlarca gazeteci kapı dışarı ediliyor. Çağdaş Gazeteciler
Derneği sus-pus oturuyor.”
“Maşallah adamlarda tik yok. Yüzlerine tükürsen yarabbi şükür
diyecekler.”
“Öbür sığıntıya gelince, işten atılmamasının tek nedeni Yayın
Yönetmeni’nin onun borçlarına kefil olmasıdır. Müflis sığıntı başkan
bankalara tefecilere olan borcunu ödeyene kadar orada kalacak. Bunun
gazetecilik etiğiyle ilgisi var mı?”
“Çağdaş üyelerinin dikkatini bir noktaya çekmek istiyorum. Bugün
Gazeteciler Cemiyeti ve ASGD, işletmecilerinden aylık bin 500 dolar kira
alıyor? Peki yıllardan beri kurulu bulunan Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin
aylık kirası neden 500 milyon.”
“Sözüm Cemiyet başkani ve onun hizmetinde bulunan ÇGD başkanina…”
- c) Tayfun Çavuşoglu, özetle bunlari anlattiktan sonra, düşmanlik ve
hakaret niteliginde yazilar yazdigi gerekçesiyle Yüksel Baysal hakkinda
manevi tazminat davasi açtigini belirtmiş ve Baysal’ın dernek üyeliğinden
çıkartılmasını talep etmiştir.
Yukarda özetlenen iddia ve talebin Yüksel Baysal’a iletilip 3 Ağustos
tarihine kadar yanıtı alındıktan sonra, şikayet dilekçesinin yeniden ele
alınmasına karar verilmiştir.
ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ ONUR KURULU
……………………
ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ ONUR KURULU
TARİH: 3 Ekim 2001
SAYI : 2001/9
KONU: Yüksel Baysal
ÇGD Bursa Şubesi üyesi Tayfun Çavuşoğlu’nun yazılı başvurusu üzerine,
Bursa Şubesi üyelerinden Yüksel Baysal hakkında açılan soruşturma dosyası
ele alındı.
OLAY : Tayfun Çavuşoğlu, ÇGD Onur Kurulu’na gönderdiği 13 Haziran 2001
tarihli dilekçesinde, Yüksel Baysal ile arasında eskiden kalma
anlaşmazlıklar bulunduğunu belirterek, bu anlaşmazlıkları şöyle
sıralamıştır:
- a) Yüksel Baysal, 1997 yılında, şube kongresi öncesinde, dernek lokalinin
kardeşi Erdal Baysal’a kiralanmasını önermiştir; Yüksel Baysal, kongreyle
ilgili bir toplantıda, üyelerden Özcan Yazıcı’ya topluluk içinde
küfretmiş ve bu yüzden Onur Kurulu’na sevkedilmiştir. Sonrasinda Özcan
Yazici dernekten kopmuştur.
- b) Şube kongresinden sonra dernek lokalinin işletmesinde degişiklik
olmayinca Yüksel Baysal telefonda Çavuşoglu’na ağır küfürler etmiş ve
‘Kaç para rüşvet aldin?’ benzeri sözler söylemiştir. Çavuşoglu’na bu
yüzden düşman kesilmiştir. Yüksel Baysal, Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin
lokaline de talip olduğu dönemde, Cemiyet Başkanı Nuri Kolaylı hakkında
bir tek olumsuz cümle yazmamıştır. Eşi Sevinç Baysal’ın emekliliğe hak
kazandıktan sonra işten çıkartılması üzerine Bursa Hakimiyet Gazetesi
Genel Yayın Yönetmeni ve ÇGD üyesi Nuri Kolaylı’ya da düşman kesilmiştir.
Tayfun Çavuşoglu, dilekçesinde, anlaşmazlik konularini böylece
özetledikten sonra, Yüksel Baysal’ın Ekohaber Dergisi’nin 13 Mart 2001
tarihli sayısında ‘Allah rahmet eylesin!’ başlikli, 20 Mart 2001 tarihli
sayisinda ‘Savurgan Türkiye’ başlikli, 27 Mart 2001 tarihli sayisinda
‘Kim suçlu?’ başlikli ve 8 Mayis 2001 tarihli sayisinda ‘Ahlaksız teklif’
başlikli yazilarini aktarmiştir. Çavuşoglu, bu yazilarda özellikle şu
ifadelere dikkati çekmiştir:
“Gazeteciler Cemiyeti ve Çağdaş Gazeteciler Derneği’ne de iki laf etmem
lazım. Bostan korkuluğu gibi orada duruyorlar…Çağdaş’a gelince, sığıntı
halinde çalışan birinden ne yapması beklenir ki?”
“Gazeteciler Cemiyeti başkani zaten gazeteci kasabi.”
“Bursa’da onlarca gazeteci kapı dışarı ediliyor. Çağdaş Gazeteciler
Derneği sus-pus oturuyor.”
“Maşallah adamlarda tik yok. Yüzlerine tükürsen yarabbi şükür
diyecekler.”
“Öbür sığıntıya gelince, işten atılmamasının tek nedeni Yayın
Yönetmeni’nin onun borçlarına kefil olmasıdır. Müflis sığıntı başkan
bankalara tefecilere olan borcunu ödeyene kadar orada kalacak. Bunun
gazetecilik etiğiyle ilgisi var mı?”
“Çağdaş üyelerinin dikkatini bir noktaya çekmek istiyorum. Bugün
Gazeteciler Cemiyeti ve ASGD, işletmecilerinden aylık bin 500 dolar kira
alıyor? Peki yıllardan beri kurulu bulunan Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin
aylık kirası neden 500 milyon?”
“Sözüm Cemiyet başkani ve onun hizmetinde bulunan ÇGD başkanina…”
- c) Tayfun Çavuşoglu, özetle bunlari anlattiktan sonra, düşmanlik ve
hakaret niteliginde yazilar yazdigi gerekçesiyle Yüksel Baysal hakkinda
manevi tazminat davasi açtigini belirtmiş ve Baysal’ın dernek üyeliğinden
çıkartılmasını talep etmiştir.
SORUŞTURMA: Tayfun Çavuşoğlu’nun yazılı şikayeti Onur Kurulu tarafından
incelenmiş, ÇGD Tüzüğü’nün 21 ve 22’nci maddeleri çerçevesinde, 17 Temmuz
2001 tarih ve 2001/5 sayılı karar ile soruşturma açılmış; yukarda
özetlenen iddia ve talebin Yüksel Baysal’a iletilip 3 Ağustos tarihine
kadar yanıtı alındıktan sonra, şikayet dilekçesinin yeniden ele
alınmasına karar verilmiştir.
ÇGD Genel Başkanlığı, Yüksel Baysal’a tebligat yapmaya yanaşmamiştir.
Bunun üzerine, Onur Kurulu, 7 Eylül 2001/8 tarih sayili yazisi ile,
tebligatin ÇGD Bursa Şubesi Başkanligi tarafindan yapilmasini istemiş;
iadeli taahhütlü olarak Bursa Şubesi Başkanligi’na gönderilen zarfın
ilgiliye teslim edildiği, telefonla doğrulanmıştır. Söz konusu yazıda,
Yüksel Baysal’dan yazılı yanıtını en geç 28 Eylül 2001 tarihinde ÇGD
Genel Merkezi’nde bulundurması istenmiştir.
SAVUNMA: Yüksel Baysal, kendisine iletilen iddia ve talebe sözlü ya da
yazılı bir yanıt vermemiştir.
KARAR: Hakkındaki iddia ve talebe sözlü ya da yazılı bir yanıt vermeyen
Yüksel Baysal’ın şikayet konusu yazıları incelendiğinde, kişisel
anlaşmazlık konularını köşesine taşıdığı anlaşılmaktadır. Oysa,
“Gazetecilik kamu görevidir; temel amacı, haber ve yorum üreterek halkı
ve kamuoyunu bilgilendirmektir. Gazetecilik, özel amaç ve çıkarlara alet
edilemez.” (ÇGD Tüzüğü’nün 9’uncu maddesinin 1’inci fıkrası). “Kamuoyunun
ve halkın haber alma ve bilgi edinme hakkıyla doğrudan ilgili değilse,
kişilerin özel yaşamı yayın konusu yapılamaz.” (ÇGD Tüzüğü’nün 9’uncu
maddesinin 6’ncı fıkrası). Yüksel Baysal’ın Tayfun Çavuşoğlu ile kişisel
anlaşmazlıklarını ÇGD camiası içinde seslendirmek yerine, köşe yazısı
olarak okuyucuya aktarması yakışıksız bir davranıştır.
Yüksel Baysal, ÇGD Bursa Şubesi’nin eski başkanidir. Tayfun Çavuşoglu da,
söz konusu yazilarin kaleme alindigi tarihte ÇGD Bursa Şubesi’nin
başkanligini yürütmektedir. Yüksel Baysal’ın, kişisel anlaşmazlıkları
köşesine taşımanın yanısıra, “Bostan korkuluğu”, “Sığıntı”, “Cemiyet
başkani ve onun hizmetinde bulunan ÇGD başkani” gibi ifadelerle, bir
dönem başkanligini yaptigi ÇGD Bursa Şubesi’nin tüzel kişiligini rencide
ettigi kanaatine varilmiştir.
Keza, dogrudan Cemiyet Başkani ve Tayfun Çavuşoglu’nun kişiliklerini
hedef alan ifadeleri de rencide edici niteliktedir.
Yukarda açiklandigi üzere, ÇGD tüzel kişiligini zedeledigi, ÇGD üyelik
ilkelerini çignedigi kanaatine varilarak, ÇGD Tüzügü’nün 21’inci maddesi
çerçevesinde, Yüksel Baysal’ın kınanmasına, benzer davranışının tekrarı
durumunda dernek üyeliğinden çıkartılmasının gerektiğine karar
verilmiştir.
ÇGD Tüzüğü’nün 22’nci maddesine göre, Onur Kurulu kararına karşı ÇGD
Genel Kurulu nezdinde itiraz hakkı vardır. İtiraz halinde son kararı ÇGD
Genel Kurulu verecektir.
Sayı : 2013 / 91
Tarih : 11 Ekim 2013
Konu : Yüksel Baysal hk.
Sayın Ahmet ABAKAY
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı
Değerli meslektaşımız,
Bursa Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu olarak, Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi ile geçtiğimiz dönemde dayanışma içinde çalışmaktan büyük memnuniyet duyduğumuzu özellikle belirterek, son dönemde yaşadığımız rahatsızlıkları bilgilerinize sunmak isteriz.
Bursa Gazeteciler Cemiyeti ile Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi’nin ortak çalışmaları, Uğur Mumcu’nun katledildiği yıl, yani tam 20 yıl önce başladı. Hain saldırı, o güne kadar birbirine uzak olan BGC ile ÇGD’yi mesleki haklarımızın dayanışma içinde korunması noktasında bir araya getirdi. Hain saldırının yaşandığı günden bu yana her yıl 24 Ocak’ta ÇGD-BGC dayanışması içinde meydanlara çıkıyor, basın şehitlerini anma yürüyüşü organize ediyoruz.
Ayrıca, daha önce Bursa’da görev yapan gazeteciler, ÇGD’ye ve BGC’ye aynı anda üye olamıyordu. Bu durum iki meslek örgütünün yakınlaşmasına engel olmaktaydı. Yaklaşık 15 yıl önce bu sorunu da çözümleyerek BGC’nin tüzüğünü değiştirdik. Bu tüzük değişikliği sayesinde BGC Başkanı Nuri Kolaylı, ÇGD’ye üyelik başvurusu yaptı. Bu başvuru kabul edildi ve Türkiye’de ilk defa bir cemiyet başkanı, Çağdaş Gazeteciler Derneği’ne üye oldu. BGC’nin tüzük değişikliği ve ÇGD’nin Nuri Kolaylı’nın üyeliğini kabulüyle mesleki dayanışmada yeni bir dönem başladı. Günümüze gelindiğinde her iki derneğe de üye olan meslektaşlarımızın sayısı Bursa’da 300’e ulaştı.
Süreç içinde iki basın meslek örgütü arasındaki dayanışma arttı ve ortak çalışmalar başladı. Son 5 yıl içinde Bursa medyasında yaşanan işten çıkarmalarda onlarca ÇGD-BGC ortak açıklaması ve eylemi yapıldı.
Ortak çalışmalarımız bununla da sınırlı kalmadı. Mesleğe yeni adım atan genç arkadaşlarımızın eğitimi amacıyla seminerler organize ettik. ÇGD-BGC işbirliğinde basın fotoğrafçılığı, haber yazımı, sayfa düzeni, magazin haberciliği ve medyada etik konularında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin desteğiyle mesleki kurslar organize ettik.
Bursa ulaşımında geçerli olan ve sadece meslektaşlarımıza verilen BUKART’ların işbirliği içinde hazırlanmasından ve dağıtılmasından, ÇGD’li yönetici arkadaşlarımızın BGC’ye ait toplantı ve seminer salonlarını diledikleri zaman kullanmasına kadar hemen hemen her konuda dayanışma içinde olduk.
Bursa basınında yaşanan bu örnek işbirliği, üzülerek belirtmeliyiz ki Yüksel Baysal’ın ÇGD Bursa Şube Başkanlığı’na seçilirken ve seçildikten sonra sergilediği olumsuz, daha da ötesinde hasmane tutumuyla gölgelendi.
HARAMİ BENZETMESİ
Yüksel Baysal’ın saldırgan tutumu, ÇGD Başkanlığı arifesinde başladı. Baysal, kişisel bir saldırganlıkla BGC Başkanı Nuri Kolaylı’yı “Haramilerin saltanatı yıkılmayacak mı?” başlıklı yazısı ile “haramiye” benzetti. Baysal, ekte de (EK:1) yer alan şu yazıyı kaleme aldı.
“Ülkemizi nasıl tanımlarsınız diye bir soru sorulsa, benim yanıtım, “Türkiye koltuğa oturanların kalkmak istemediği memleket” derim. Az üreten, az tüketen, az düşünen, az sorgulayan insanların yurdunda azalmayan tek şey “başkanların görev süreleri” oluyor.
Alın Bursa Gazeteciler Cemiyetini… Aynı şahıs 15-16 yıldır o koltukta oturuyor. Yetmiyor, önümüzdeki dönemde de adaylık için kollarını sıvıyor. Arif Tak gibi koltuğa yapmış, hiç kalkma niyetinde değil!”
MANİFESTO İLE SALDIRI
Yüksel baysal, ÇGD seçimleri öncesi de, BGC başkanını hedef alan haksız bir “manifesto” yayınlayarak ilişkileri anlaşılmaz bir şekilde gerdi. Bir örneği ekte (EK:2) yer alan manifestonun “Bir de neler yapmayacağımızı söylemek gerekiyor” başlıklı son bölümünde, BGC çatısı altında yaptığımız çalışmalar çarpıtılarak kamuoyu ve meslektaşlarımız yanıltılmaya çalışıldı. Söz konusu bölüm şöyle:
“İktidardan nema kapmak için, onunla iyi geçinmeye çalışmayacağız. Bir konut için “Çakarım…, Zaman Gazetesi’nden başka gazete okumanıza gerek yok…” denilmesine sessiz kalmayacağız. Çifte standartlı olmayacağız. Bir gazetede işten çıkarılmasına sessiz kalıp, öteki gazete veya televizyon için bağırmayacağız. Gazetecilerin hakkını ödemeyen, trilyonlarca borcu bulunan bir gazetenin önüne siyah çelenk koyup, sonra da o gazetenin imtiyaz sahibi olmayacağız.”
Manifestonun yukarıdaki bölümü Bursa dışındakiler için çok anlamlı olmasa da, Bursa’daki meslektaşlarımız BGC’nin ve BGC Başkanı Nuri Kolaylı’nın hedef alındığını bilmektedir.
FEDERASYON İŞBİRLİĞİ
Yüksel Baysal, ÇGD Bursa Şube Başkanı seçilmesinin ardından, ilk iş olarak iki kurumun örnek dayanışmasına darbe vuran bir girişimin mimarlığını yaptı. Yıllardır Bursa’da BGC’nin ev sahipliğinde yapılan TGF Başkanlar Konseyi Toplantısı’na, BGC’nin TGF yönetimiyle yaşadığı sorunları bile bile katılan Yüksel Baysal, BGC’nin dışlanmasına göz yummak bir yana, ortak oldu.
Bugün Türkiye’yi temsil etmek bir yana, sadece iki elin parmaklarını geçmeyen basın örgütü desteğiyle boğazına kadar siyasete bulaşmış olan TGF yönetimini Bursa’da Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin sponsorluğunda ağırlayan Yüksel Baysal, bu organizasyona ev sahipliği yaparak BGC’nin kurumsal yapısına zarar vermeyi amaçladı.
Bu gerginlik, BGC Yönetim Kurulumuzdaki ÇGD üyesi olan arkadaşlarımızı istifa kararı alma noktasına getirse de, sorunun Yüksel Baysal’ın kişisel girişimlerinden kaynaklandığı düşüncesiyle bu girişimden vazgeçildi.
MESLEKTAŞLARINI HEDEF ALDI
ÇGD Başkanlığı görevine hiç de yakışmayan bir tavır sergilemekten kaçınmayan Yüksel Baysal, Bursa büyükşehir belediyesi ile ortak bir anket girişimine de imza attı.
Üyelerden anketteki sorulara gelen yoğun tepki üzerine ne yapacağını şaşıran Yüksel Baysal, kendini aklamak için yazdığı ekte (EK:3) tamamı yer alan yazıda mesleğimizi şu cümlelerle açıkça karaladı:
“Gerçekten çok üzgünüm. Basit bir bilimsel araştırma etrafından fırtınalar koparıldı. Gazeteci milletinin korkaklığı, pısırıklığı, hiç okumadığı, bir kez daha ortaya çıktı.”
“Gazeteci milleti” diyerek meslektaşlarımızı amaçsız, bilgisiz bir grup olarak tanımlayan Baysal’ın, “Gazeteci milletinin korkaklığı, pısırıklığı, hiç okumadığı, bir kez daha ortaya çıktı” cümlesi ise, hiç bir meslektaşımız tarafından asla kabul edilemez içeriktedir.
Yüksel Baysal’ın bu girişimi, ekte (EK:4) tamamı yer alan yazı ile gazeteci Saygı Öztürk tarafından da eleştirilmiş, ÇGD Bursa Şubesi ne yazık ki bu olumsuz haberle Türkiye gündemine gelmiştir.
Yüksel Baysal, aynı konuya ilişkin olarak ekte (EK:5) tamamı yer alan bir haberde de, “(…)YAPMAYI PLANLADIKLARI ANKETİN MALİYETİNİN YAKLAŞIK 20-25 MİLYAR TL OLDUĞUNU VE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN DE FİNANS DESTEĞİ SAĞLAYACAĞI(…)” şeklinde açıklama yaptı.
HER FIRSATTA SALDIRMA ALIŞKANLIĞI
Yüksel Baysal, ÇGD ödüllerine ilişkin yaptığı açıklamada bile, sadece ödül kazananları açıklamayı bir yana bırakmış, BGC Başkanı Nuri Kolaylı’yı suçlamayı tercih etmiştir.
Ekte (EK:6) yer alan belgede görüleceği gibi Yüksel Baysal, söz konusu yazısında şunları kaleme almıştır:
“Biz Gazeteciler Cemiyeti değiliz, Nuri Kolaylı başkanlığını sürdürmek için her bir kişiye ödül vermeyi, dengeli ödül dağıtmayı alışkanlık haline getirdi. Biz öyle yapmayız.”
Yüksel Baysal, ekte (EK:7) tamamı yer alan bir başka yazısında da, BGC Yönetimini “küçük bir grubun” elinde tuttuğunu iddia ederek, Bursa Gazeteciler Yönetiminin şeffaf ve katılımcı yönetim anlayışı görmezden gelerek derneğimizi küçük düşürmeye çalışmıştır.
KONUT ÇALIŞMASINI BİLE ELEŞTRİ KAYNAĞI YAPTI
Yüksel Baysal basın özgürlüğünü kaleme aldığı ve bizler tarafından içeriği haklı bulunan bazı yazılarında, konuyu mutlaka BGC’yi ve Başkanı Nuri Kolaylı’yı eleştirmeye getirmeyi adeta alışkanlık edindi. Baysal ekte (EK:8) yer alan bir yazısında BGC’nin yaptığı onlarca etkinlik ve açıklamayı görmezden gelerek, konut çalışmalarını şöyle eleştirdi:
“(…)Bu kentte örgütlü bulunan Çağdaş Gazeteciler Derneği, lokal işlerinde bir türlü yüzünü kaldırıp, gerekli tepkiyi koyamıyor.
Gazeteciler Cemiyeti dersen başka bir alem…
Arif Tak gibi uzun yıllar koltuğu korumak isteyen Nuri Kolaylı, gazetecilerin özgürlüğü yerine yeni “evler” peşinde…
Kongreye doğru Mudanya’nın bilmem neresinde bir kooperatif yaparak, yeni dönemi garantilemek istiyor. Basın özgürlüğü umurunda bile değil…”
SOSYAL MEDYADA HAKARET
Bu sürecin ardından sosyal medyada yaşanan bir dizi gelişme, ÇGD Bursa Şube Başkanı Yüksel Baysal’ın bir kez daha BGC Yönetim Kurulu üyelerine saldırmasına sahne olmuştur.
Bursa’da üç meslektaşımız, gezi olaylarına destek amacıyla sosyal medyada yaptıkları paylaşımlar nedeniyle işsiz kaldı. BGC de, bu durumu protesto eden bir açıklama yayınladı. Ekte (EK:9) yer alan bu açıklamadan da anlaşılacağı gibi, BGC basın emekçilerine destek olmuş, sosyal paylaşımlar nedeniyle işten çıkarmaları kınamıştır.
BGC’nin bu açıklamasına AKP Bursa Milletvekili tarafından açıklama ile yanıt verildi. Bir örneği ekte (EK:10) yer alan açıklamada meslektaşlarımızın işten çıkartılmaları aklanmaya, BGC ve Başkanı Nuri Kolaylı karalanmaya çalışıldı. Bu yanıt ne yazık ki, sanki gazeteci ve BGC üyesi değil de işten çıkarmaları onaylar gibi bir tablo çizen ÇGD Bursa Şube Sekreteri Mustafa Özdal tarafından facebook sayfasına yansıtıldı. İşin en üzücü yanı ise, Yüksel Baysal’ın bu paylaşıma yaptığı yorum oldu.
BGC’yi karalayan açıklamanın altına yorum yazan Yüksel Baysal, “MUSTAFACIĞIM, CEMİYET YÖNETİMİNDEKİ BAZI ARSIZLAR, YÜZSÜZLER, UTANMAZLAR, KENDİ ÖRGÜTLERİNİN ATIL DURUMUNA BAKMADAN, ÇAĞDAŞ’TAN HESAP SORMAYA ÇALIŞIYORLAR” yazarak, BGC yönetim kurulu üyelerine hakaret etti. Bu hakarete ilişkin facebook sayfasının bilgisayar çıktısını da ekte (EK:11) bilginize sunuyoruz.
Sayın Abakay, yukarıda özetlemeye çalıştığımız tüm bu gerçeklerden anlaşılacağı gibi, Yüksel Baysal’ın kişisel saldırıları Bursa basını için üzücü bir süreç yaşanmasına yol açmaktadır.
ÇGD ONUR KURULU KARARI
Yüksel Baysal’a ilişkin Çağdaş Gazeteciler Derneği Onur Kurulu’nun 3 Ekim 2001 tarihinde aldığı önemli bir kararı da bilginize sumak istiyoruz.
Çağdaş Gazeteciler Derneği Onur Kurulu’nun tamamı ekte (EK:12) yer alan 3 Ekim 2001 tarih ve 2001/9 sayılı kararının özeti şöyledir:
“KARAR: (…) Yüksel Baysal’ın şikayet konusu yazıları incelendiğinde, kişisel anlaşmazlık konularını köşesine taşıdığı anlaşılmaktadır. Oysa, “Gazetecilik kamu görevidir; temel amacı, haber ve yorum üreterek halkı ve kamuoyunu bilgilendirmektir. Gazetecilik, özel amaç ve çıkarlara alet edilemez.” (ÇGD Tüzüğü’nün 9’uncu maddesinin 1’inci fıkrası). “Kamuoyunun ve halkın haber alma ve bilgi edinme hakkıyla doğrudan ilgili değilse, kişilerin özel yaşamı yayın konusu yapılamaz.” (ÇGD Tüzüğü’nün 9’uncu maddesinin 6’ncı fıkrası).
(…) Yukarda açıklandığı üzere, ÇGD tüzel kişiliğini zedelediği, ÇGD üyelik ilkelerini çiğnediği kanaatine varılarak, ÇGD Tüzüğü’nün 21’inci maddesi çerçevesinde, Yüksel Baysal’ın kınanmasına, benzer davranışının tekrarı durumunda dernek üyeliğinden çıkartılmasının gerektiğine karar verilmiştir.”
Bu karardan da anlaşılacağı gibi Yüksel Baysal 2001 yılında da bugünküne benzer saldırgan bir tutum sergilemiş ve ÇGD Onur Kurulu tarafından kınama cezası almış, “TEKRARI DURUMUNDA ÜYELİKTEN ÇIKARTILMASINA” karar verilmiştir.
Başkanı, yönetim kurulu ve 450 üyesinin büyük çoğunluğu Çağdaş Gazeteciler Derneği’ne üye bir meslek kuruluşunun Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi üyeleri olarak, köklü bir geçmişi olan ve her yıl biraz daha geliştirmeyi hedeflediğimiz işbirliğimizin Yüksel Baysal’ın kişisel saldırganlığı sonucu zarar göreceğinden duyduğumuz rahatsızlığı bildirir, Yüksel Baysal’ın ÇGD Disiplin Kurulu’na sevk edilerek gereğinin yapılmasını bilgilerinize sunarız.
Saygılarımızla
Merkezi Ankara’da bulunan Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), iktidarın da muhalefetin de her zaman saygı duyduğu bir dernektir. İktidarlarla, yerel yönetimlerle hiç yakın ilişkisi olmadığı bilinir. Kendi kısıtlı olanaklarıyla ayakta durmaya çalışır. Gazetecilerin hak ve hukuklarını korumak adına yeri geldiği zaman en sert açıklamalar yapılır.
Derneğin, birçok ilde olduğu gibi Bursa’da da şubesi bulunuyor. Yetkililerine göre 650 civarında da üyesi var. Böyle bir derneğin yerel yönetimlerle ne işi olabilir? Ancak, Bursa’da öyle bir çalışma başlatıldı ki, doğrusu bu duruma gazeteciler de şaşırdı. Dernek aracılığıyla “fişlendiklerini” düşündüler.
Yapılan çalışma şu: Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şube Başkanlığı, gazetecilerin siyasi eğilimlerini belirlemek için anket uygulanmasına karar verdi. Bunu da Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin araştırmalarını yapan BUPAR isimli şirkete yaptırmak istedi. Açıkçası böyle bir araştırma için BUPAR şirketine bir ödeme de yapılmayacaktı. Yani, dernek gazetecilerin siyasi eğilimlerini, bakışlarını belediye şirketi aracıyla öğrenecekti. Araştırmanın bir örneği de kuşkusuz Büyükşehir Belediyesi’nin elinde bulunacaktı.
Siyasi eğilimleri öğrenilecek
Derneğin Bursa şubesi yalnız kendi üyelerinin değil, Gazeteciler Cemiyeti üyeleri için de anket çalışması yapılmasını istemişti. Bursa’ da bulunan gazetecilere, belediye şirketinin görevlendirdiği anketörler gitti ve o garip soruları yöneltmek istedi.
İnsanların her şeyden nem kaptığı bir dönemde, Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi’nin, AKP’li belediye ile işbirliğine girip anket uygulamaya başlaması açıkçası gazetecileri ayağa kaldırdı. Çünkü sorulara verilecek cevaplar tam anlamıyla gazetecinin siyasi görüşünü ortaya koyacaktı. Zaten amaç da onların siyasi eğilimlerini öğrenmekti…
Oysa, derneğin görevi gazetecilerin siyasi görüşlerini ortaya koymak olmamalı. İnsanların baskı altında tutulduğu, gazetecilerin özgürce yazamadığı bir ortamda onların siyasi eğilimlerini öğrenmek, derneğin Bursa Şubesinin ne işine yaracak?
Erdoğan’lı, Arınç’lı sorular
Anket uygulanan kişilerin isimleri yazıldı. Her ne kadar dernek yetkilileri isimlerin açıklanmayacağını söylemiş olsa da, siz görmeseniz bile belediye yetkililerinin elinde kimlerin hangi soruya hangi cevapları verdiği belli. Bunların yarın başka amaçla kullanılmayacağını da kimse garanti edemez.
Gazetecilere “Gezi Parkı eylemleri” hakkında ne düşündüklerinden, bu eylemleri destekleyip desteklemediklerine, Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan, yardımcısı Bülent Arınç’ın bu olaylarla ilgili tutumlarını nasıl bulduklarına, çocuklarını imam hatip lisesine gönderip göndermeyeceklerine, hangi yerel ve yaygın gazeteleri, hangi yazarları okuduklarına varıncaya kadar değişik sorular yöneltildi. Gazeteciye yöneltilen sorulardan birisi de “Siz, çocuğunuzun radikal sola mı yoksa radikal sağa mı yakın olmasını isterdiniz?” oldu. Peki, sayın başkan sana ne?
Tepkiler üzerine durduruldu
Dernek Başkanı, her ne kadar “fişleme yok” dese de, Bursalı meslektaşlarımız “fişleniyoruz” diye tepki gösterdi. Sonuçta ÇGD anket çalışmasını durdurmak zorunda kaldı. Peki, yapılan anketler ne olacak? Bursa ÇGD Şube Başkanı’nın merakı gazeteciler için ağır sonuçlar verecekti. Sonra, gazetecilerin siyasi eğilimleri dernek başkanını niçin bu kadar ilgilendiriyor? ÇGD üyelerinin olaylara bakışını başkanın çok iyi bilmesi gerekir. ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay da, şube başkanının belediye ile içli-dışlı olmasını yadırgadı ve bu durumu kendisiyle de konuşacağını söyledi.
ÇGD Şube Başkanı Yüksel Baysal, göndereceğini söylediği anket sorularını ise ne kadar yanlış bir şey yapmış olduğunun farkına varmış olacak ki kendisinden isteyen gazetecilere göndermekten vazgeçti. Açıkçası, Bursalı meslektaşlarımızı fişlenmekten son anda kurtuldu diyoruz ama meslektaşlarımız “ne kurtulması, çoğu fişlendi” diye ısrar ediyor…
http://sozcu.com.tr/2013/yazarlar/saygi-ozturk/gazetecileri-fisleme-anketi-333472/
………………………
Baysal, “Biz insanları fişlemeyiz!”
12 Temmuz 2013
Sözcü Gazetesi yazarı Saygı Öztürk’ün ÇGD’nin yaptırmayı planladığı anketle Bursa’daki gazetecileri fişlemeye çalıştığı iddiası üzerine Havadis16′ya açıklama yapan ÇGD Bursa Şubesi Başkanı Yüksel Baysal, Öztürk’ün iddialarını yalanladı.
Gazetecileri fişlemek gibi bir niyetlerinin olmadığını, yapmayı planladıkları çalışmanın bilimsel içerikli bir anket olduğunu belirten Baysal, “Biz ÇGD olarak Türkiye’de bir ilki yapıp Bursa’daki tüm gazetecileri kapsayan sosyal-siyasal eğilim araştırması yapmak istedik. Bu araştırmada 140 tane soru vardı ve hemen her konuda gazetecilere soru yöneltilecekti. Örneğin; kitap okuyup okumadıkları, sinemaya gidip gitmedikleri, tatil alışkanlıkları gibi birçok konu araştırma içerisinde yer alacaktı. Ancak gazetecilerin bu konudaki çekimser tavrından sonra bu çalışmayı yapmaktan vazgeçtik” dedi.
Araştırma kapsamında gazetecilerin siyasal eğilimleri ile gezi eylemleri konusunun da sorulduğunu hatırlatan Baysal, “Ne yazık ki gazeteciler bu çalışmayı yanlış anlayıp nem kaptı. Anlayacağınız ÇGD Başkanı olmak da zor, burada iş yapmak da zor” diye konuştu.
Yüksek Baysal, bu çalışmada Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın payının olup olmadığı ile ilgili sorumuz üzerine YAPMAYI PLANLADIKLARI ANKETİN MALİYETİNİN YAKLAŞIK 20-25 MİLYAR TL OLDUĞUNU VE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN DE FİNANS DESTEĞİ SAĞLAYACAĞINI, ancak çalışmadan vazgeçmeleri üzerine böyle bir desteğin de artık söz konusu olmadığını söyledi.
http://www.havadis16.com/baysal-biz-insanlari-fislemeyiz-53012.html#.UlU3XlD7prJ
Sayın Saygı ÖZTÜRK
Bugünkü (12.07.2013) yazınız üzerine, Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi Başkanı Yüksel Baysal’ın, çok yakın zamandaki bir olayını daha bilginize sunmak isterim.
Öncelikle kendimi tanıtmalıyım. Bursa Gazeteciler Cemiyeti sayman yönetim kurulu üyesiyim. Aynı zamanda ÇGD Bursa Şubesi’nin de üyesiyim. Sürekli basın kartı sahibi emekli bir gazeteciyim. Hürriyet Bursa ekine dışarıdan haftada iki gün yazıyorum.
Temmuz ayı başına kadar 6 yıldır Marmarabirlik’in basın danışmanlığını yürütüyordum. Taksim Gezi Parkı olayları nedeniyle twitter paylaşımlarım, çalıştığım kurumda sorun oldu. Uyarıldım, bir gün sonra da işten çıkarıldım. AKP’li yönetim kurulu başkanı ile hiçbir sorunum olmamasına karşın, telefonla arayıp ve derhal işime son verilmesini isteyen AKP Bursa Milletvekili Bedrettin Yıldırım’dı.
Gezi olayları nedeniyle ilk twitter kurbanı belki de bendim. Yönetim kurulu üyesi olduğum Bursa Gazeteciler Cemiyeti olayı kınayan bir açıklama yapma girişiminde bulundu, aktif gazeteci olmadığım için kabul etmedim. Bir ay kadar sonra Olay Medya İnternet Editörü Berhan Soner de (ÇGD Bursa Şubesi’nin eski başkanlarından) twitter paylaşımlarından ötürü işten çıkarılınca, Bursa Gazeteciler Cemiyeti (BGC) Başkanı Nuri Kolaylı şu açıklamayı yaptı:
“Taksim Gezi Parkı olaylarının medyaya etkileri, sansür uygulamalarının ardından bu defa işten çıkarmalar ve istifa ile devam ediyor.
Olaylarla ilgili sosyal medyada yorum yapan iki basın çalışanı, bu yorumları nedeniyle işsiz kalırken, hedef gösterilen bir basın çalışanı da istifa etmek zorunda bırakıldı.
Marmarabirlik Basın Danışmanı ve Sürekli Basın Kartı sahibi İhsan Bölük ile OLAY Medya İnternet Sorumlusu ve Basın Kartı sahibi Berhan Soner, kişisel twitter hesaplarından yaptıkları yorumlar nedeniyle işten çıkartıldılar.
İşten çıkarma gerekçesi olarak yazılı bildirimlerde “verimsizlik” gösterilse de, gerçek nedenin bu olmadığı öğrenildi. Söz konusu basın çalışanlarına sosyal hakları eksiksiz ödeneceği açıklanırken, gerçek işten çıkarma nedeninin siyasi baskı olduğu bildirildi.
TRT Bursa Temsilcisi Cihat Özkan da, başka bir görevi devralması nedeniyle istifa ettiğini duyurdu. Oysa bu istifanın, haftalık bir yerel gazete tarafından meslek etiğine ve hukuka yakışmayan bir şekilde; Özkan’ın dahlinin olmamasına rağmen medya çalışanı eşinin twitter yorumları nedeniyle hedef gösterilmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
İhsan Bölük’ün işten çıkarılmasında devreye girdiği öğrenilen AK Parti Bursa Milletvekili Bedrettin Yıldırım bir süre önce bir törende yaptığı konuşmada, “Bizler bu olaylarla kuzu postuna bürünen yılanları gördük ve bu kişileri tek tek not ettik. O kişiler bizim yanlarımızda dolaşırken yalakalık yapıyorlardı. Ama bu olaylarda nasıl silkindiklerini gördük ve notumuzu aldık. Ama açık söylüyorum yanlarına kalmayacak, görecekler” demişti.
Oysa Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bir Anadolu Ajansı çalışanının twitterdaki eleştirel yorumları üzerine açıklama yapmış, sosyal medyanın kişisel görüşleri yansıttığını, kurumları bağlamadığını söylemişti. Sayın Arınç bunları söylerken, aynı partiye mensup Bursa Milletvekilinin gazetecilerin işten çıkarılmasına yönelik sözleri ve eylemlerini anlamak mümkün değildir. Beklentimiz, bu haksız uygulamaların sona erdirilerek, meslektaşlarımızın işe iadelerinin sağlanmasıdır.
Çünkü, meslektaşlarımızın sosyal medya üzerinden yaptıkları yorum ve açıklamalar kişisel görüşlerini yansıtmaktadır. Bu açıklamalar nedeniyle meslektaşlarımızın işten çıkarılmaları veya istifa etmek zorunda bırakılmaları iletişim ve düşünce özgürlüğü açısından asla kabul edilebilir değildir. Gazetecilerin tehdit edilmesini, hedef gösterilmesini, bununla da yetinilmeyerek devreye girilip işsiz bırakılmalarını kınıyoruz. Unutulmamalıdır ki, basın çalışanlarının özgürlüğü; halkın gerçekleri öğrenme, doğru bilgi edinme ve düşüncenin serbestçe yayılma hakkının bir parçasıdır.
Kamuoyuna duyurulur.
Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı”
………………
Aynı konuda ÇGD Bursa Şubesi’nin yaptığı “sade suya tirit misali” açıklama da şöyleydi:
“Basına ve kamuoyuna;
Son günlerde Gezi Parkı olaylarıyla patlak veren gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz.
Üzülerek görüyoruz ki yaşananlar demokrasimiz adına son derece vahim gelişmelerdir.
İktidara karşı demokratik tepkilerini ortaya koyanlarla ilgili cadı avı sürecinin başlaması kabul edilemez. İktidar yetkililerini, gerek sosyal medyada gerekse de diğer platformlarda eleştiri sınırlarını aşmamak kaydıyla yapılan her türlü görüşü, hoşgörüyle karşılamaya davet ediyoruz. Demokrasinin bir gün herkese lazım olacağını hatırlatıyor, Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi olarak, bu süreçte mağdur olan herkesin yanında olacağımızı bildiriyoruz.
ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ
BURSA ŞUBE BAŞKANI YÜKSEL BAYSAL”
……………………..
Bir gün sonra Aktif İnternet Medyası Derneği AKİMED’in de ÇGD Bursa Şubesi Lokali’nde konuya ilişkin olarak akademik meslek odalarının desteğiyle basın açıklaması yapılacağı duyuruldu. AKİMED, hem BGC, hem de ÇGD’ye açıklamaya katılma çağrısı yaptı. Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi ve mağdur sıfatımla açıklamaya katıldım. Ancak açıklama ÇGD lokalinde olmasına karşın ÇGD açıklamaya ne imza atmış, ne de herhangi bir yöneticisi orada bulunmuştu.
Bunun üzerine sosyal medyada şu paylaşımda bulundum.
“Şahsım ve iki meslektaşım, kişisel twitter hesaplarımızdan yaptığımız yorum ve eleştiriler yüzünden, siyasi iktidarın baskısı sonucu işimizden olduk, istifaya zorlandık. Üyesi olmaktan onur duyduğum ve son dönemde sayman yönetim kurulu üyesi olarak görev aldığım Bursa Gazeteciler Cemiyeti, önceki gün bir açıklamayla, siyasi iktidarın gazetecilere yönelik cadı avından vazgeçmesi gerektiğini hatırlattı. Açıklamada, Bursa’da iktidar partisi adına cadı avını yürüten kişinin de Bursa Milletvekili Bedrettin Yıldırım olduğu açıkça dile getirildi. İstifaya zorlanan arkadaşımızın da, eşinin twitter mesajları nedeniyle haftalık bir gazete tarafından hedef gösterildiği açıkça dile getirildi.
Kısa adı AKİMED olan Aktif İnternet Medyası Derneği de, bugün sivil toplum örgütlerinden bazılarının desteğiyle bir açıklama yaparak, olayı kınadı.
Açıklama, Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi’nde yapılmasına karşın, toplantıda ÇGD Bursa Şubesi yönetiminden kimse olmadığı gibi, açıklamada da derneğin ya da başkanının imzası yoktu.
Herkes merak etti haliyle.. Soruldu, soruşturuldu ve her şey ayan beyan ortaya çıktı.
ÇGD Bursa Şubesi Başkanı Yüksel Baysal, dün şahsım ve iki arkadaşımın kişisel twitter mesajlarımız nedeniyle işsiz kalmamızla ilgili bir paragraflık yazılı açıklama yaptı ancak ne mağdurlardan, ne kurumlardan bahsetti. Sade suya tirit açıklamanın, zevahiri kurtarmaya yönelik olduğu apaçık ortadaydı.
Bir gün önce AKİMED’in açıklamasına imza atacağını söyleyen Baysal, başkanlık koltuğuna sayesinde oturduğu Olay Medya’dan onay alamamıştı. Nihayetinde, siyasi baskı sonucu işine son verilenlerden biri Olay Medya İnternet Sorumlusu, ÇGD Bursa Şubesi önceki başkanlarından Berhan Soner’di.
Hadi şahsım, başka bir kurumun basın danışmanıydım, Cihat Özkan da işten çıkarılmamış, istifa etmişti. Fakat ÇGD Bursa Şube Başkanı Yüksel Baysal’ın, eski şube başkanı ve Olay Medya çalışanının, kişisel twitter mesajları nedeniyle işten çıkarılmasına nasıl sessiz kalabilirdi? Yeri geldiğinde mangalda kül bırakmayan ÇGD Başkanı Baysal’ı anlamak o kadar da zor değil!”
Bu metne Baysal’ın kendisi değil, emekli gazeteci olan ve halen Uludağ Üniversitesi Basın Bürosu’nda çalışan eşi Sevinç Baysal yanıtlamıştır.
ÇGD Bursa Şubesi Başkanı Yüksel Baysal o koltuğa, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin AKP’li Başkanı Recep Altepe’nin kentteki en büyük destekçisi Cavit Çağlar sahipliğindeki Olay Medya desteğiyle oturmuştur. Berhan Soner’den bahsetmemesini altında yatan budur.
Ayrıca aynı Yüksel Baysal, Türkiye Gazeteciler Federasyonu, Anadolu Spor Gazetecileri Derneği ile birlikte Bursa’da “Anadolu Basını Bursa’da buluşuyor” başlıklı bir organizasyona ortak olmuş, bu toplantının sponsorluğunu da yine AKP’li belediye üstlenmiştir.
Baysal, gazete yazılarında da bunu açıkça dile getirmiştir. Bağımsız ve cesur gazetecilikten söz eden Baysal’ın, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin sponsorluğundan övünerek bahsetmesi manidardır.
Baysal’ın en son fişleme anketine ilişkin savunma yazısından sponsorlukla ilgili detaylı bilgiler edindik. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin basın danışması Saffet Yılmaz, aynı zamanda ÇGD Bursa Şubesi yönetim kurulu üyesi. Baysal’ın verdiği bilgiye göre anket sponsorluğunu da Saffet Yılmaz bağlamış..
İşte o yazı…
http://www.yenieksen.com/Bursa/2013/07/korkak-korkutulmus-sindirilmis-gazetecilere/
Bilgilerinize sunarım.
Saygılarımla…
İhsan BÖLÜK
Bursa Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi
………………..
ÇGD Bursa Şubesi Başkanı Yüksel Baysal'ın tepkiler üzerine meslektaşlarını eleştiri yazısı:
Gerçekten çok üzgünüm.
Basit bir bilimsel araştırma etrafından fırtınalar koparıldı.
Gazeteci milletinin korkaklığı, pısırıklığı, hiç okumadığı, bir kez daha ortaya çıktı.
Bu kadarını ben bile beklemiyordum.
***
Olay şu…
Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak, Türkiye’de bir ilki yapmak istedik.
Nasıl gazete çıkardıysak, nasıl Anadolu Medya Zirvesi’ni Bursa’da topladıysak, nasıl Uludağ’da kamp yaptıysak, Bursalı gazetecilerin tümünün duygularını, düşüncelerini, kaygılarını, görüşlerini, eğilimlerini, kısaca ne yaşıyorsa onun fotoğrafını çekmek için adım attık.
Erdal Akaltun’a sordum, “Yapabilirim” dedi.
Finansman noktasında Yönetim Kurulu Üyemiz, aynı zamanda Büyükşehir Belediyesi Basın Sorumlusu Saffet Yılmaz’dan destek istedik.
“Olur” dedi.
Sonuçta bunu bir kitap halinde, ÇGD yayınları olarak çıkarmak iyi olacak diye düşündük.
***
Aman Allahım!
“Öyle soru mu olurmuş?”
“Siz fişleme mi yapıyorsunuz?”
“Saçma sapan sorular var!” gibi bilimsel (!) değerlendirmeler yapıldı.
Şaşırdım, üzüldüm, kahroldum.
Bursa basını hiç kitap okumuyor ne yazık ki…
Bir tek sosyoloji kitabı okuyan kişi bile anlar ve bilir ki, “deneklere” her soru sorulur.
Cinsel hayatı dahil!
***
Gezi Parkı sorusuna bile itiraz eden oldu!
İnanılmaz bir şey!
Gazetecilere “Gezi parkı haklı eylem midir? diye sormak neden sorun olsun?
Ne fişlemesi kardeşim, anketi firma yetkilileri dışında kimsenin görme şansı var mı?
Efendim isim niye soruluyor?
Cahillik işte…
“Teyit almak için isim ve telefon sorulur!”
Kimseye bildirim yapılmak için değil…
…………………………
BGC’NİN, SOSYAL MEDYADAKİ PAYLAŞIMLAR NEDENİYLE GAZETECİLERİN İŞTEN ÇIKARILMALARINI ELEŞTİREN AÇIKLAMASI
Açıklama 03.07.2013
Taksim Gezi Parkı olaylarının medyaya etkileri, sansür uygulamalarının ardından bu defa işten çıkarmalar ve istifa ile devam ediyor.
Olaylarla ilgili sosyal medyada yorum yapan iki basın çalışanı, bu yorumları nedeniyle işsiz kalırken, hedef gösterilen bir basın çalışanı da istifa etmek zorunda bırakıldı.
Marmarabirlik Basın Danışmanı ve Sürekli Basın Kartı sahibi İhsan Bölük ile OLAY Medya İnternet Sorumlusu ve Basın Kartı sahibi Berhan Soner, kişisel twitter hesaplarından yaptıkları yorumlar nedeniyle işten çıkartıldılar.
İşten çıkarma gerekçesi olarak yazılı bildirimlerde “verimsizlik” gösterilse de, gerçek nedenin bu olmadığı öğrenildi. Söz konusu basın çalışanlarına sosyal hakları eksiksiz ödeneceği açıklanırken, gerçek işten çıkarma nedeninin siyasi baskı olduğu bildirildi.
TRT Bursa Temsilcisi Cihat Özkan da, başka bir görevi devralması nedeniyle istifa ettiğini duyurdu. Oysa bu istifanın, haftalık bir yerel gazete tarafından meslek etiğine ve hukuka yakışmayan bir şekilde; Özkan’ın dahlinin olmamasına rağmen medya çalışanı eşinin twitter yorumları nedeniyle hedef gösterilmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
İhsan Bölük’ün işten çıkarılmasında devreye girdiği öğrenilen AK Parti Bursa Milletvekili Bedrettin Yıldırım bir süre önce bir törende yaptığı konuşmada, “Bizler bu olaylarla kuzu postuna bürünen yılanları gördük ve bu kişileri tek tek not ettik. O kişiler bizim yanlarımızda dolaşırken yalakalık yapıyorlardı. Ama bu olaylarda nasıl silkindiklerini gördük ve notumuzu aldık. Ama açık söylüyorum yanlarına kalmayacak, görecekler” demişti.
Oysa Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bir Anadolu Ajansı çalışanının twitterdaki eleştirel yorumları üzerine açıklama yapmış, sosyal medyanın kişisel görüşleri yansıttığını, kurumları bağlamadığını söylemişti. Sayın Arınç bunları söylerken, aynı partiye mensup Bursa Milletvekilinin gazetecilerin işten çıkarılmasına yönelik sözleri ve eylemlerini anlamak mümkün değildir. Beklentimiz, bu haksız uygulamaların sona erdirilerek, meslektaşlarımızın işe iadelerinin sağlanmasıdır.
Çünkü, meslektaşlarımızın sosyal medya üzerinden yaptıkları yorum ve açıklamalar kişisel görüşlerini yansıtmaktadır. Bu açıklamalar nedeniyle meslektaşlarımızın işten çıkarılmaları veya istifa etmek zorunda bırakılmaları iletişim ve düşünce özgürlüğü açısından asla kabul edilebilir değildir. Gazetecilerin tehdit edilmesini, hedef gösterilmesini, bununla da yetinilmeyerek devreye girilip işsiz bırakılmalarını kınıyoruz. Unutulmamalıdır ki, basın çalışanlarının özgürlüğü; halkın gerçekleri öğrenme, doğru bilgi edinme ve düşüncenin serbestçe yayılma hakkının bir parçasıdır.
Kamuoyuna duyurulur.
Nuri KOLAYLI
Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı
………………..
Yüksel Baysal tarafından altına “Mustafacığım, cemiyet yönetimindeki bazı arsızlar, yüzsüzler, utanmazlar, kendi örgütlerinin atıl durumuna bakmadan, Çağdaş’tan hesap sormaya çalışıyorlar” şeklinde yorum yapılan açıklama:
"BGC, MENSUPLARI İŞTEN ATILIRKEN NEREDEYDİ?"
13 Temmuz 2013 Cumartesi 16:05
Ak Parti Bursa Milletvekili Bedrettin Yıldırım'dan Bursa Gazeteciler Cemiyeti'nin kendisini hedef gösteren açıklamasına yanıt geldi. Yıldırım, "Onlarca mensubu, basın kuruluşlarından tazminatları ödenmeden atılırken olayları görmezden gelen Cemiyet Başkanının, bu olay karşısında göstermiş olduğu refleksi de manidar bulduğumu bir kez daha belirtmek istiyorum" dedi.
Ak Parti Bursa Milletvekili Bedrettin Yıldırım yaptığı yazılı açıklamada, "Birilerinin ifade özgürlüğünü kendilerine maske edinerek, Hükümetimize, Partimize, Genel Başkanımız ve Başbakanımıza hatta aile bireylerine hakaret etmesine, küfretmesine müsaade etmedik ve asla müsaade etmeyeceğiz. Elbette yapılan bu aşağılık hakaret ve küfürlerin hukuksal bir karşılığı olacaktır. İşte bende tam bu noktada, Bursa’da katıldığım bir açılışta, kuzu postuna bürünen yılanların bu olaylarla birlikte açığa çıktıkları ve bu kişilerin not edildiği yönünde bir açıklama yaptım" diye konuştu.
Yıldırım, bazı basın mensuplarının Gezi olaylarındaki tavırları nedeniyle işlerinden atıldıkları iddiasıyla ilgili, "Son derece sorumsuz bir şekilde nefretin, ayrımcılığın, hukuksuzluğun, kışkırtmanın yapıldığı dönemde, yapılanlara ve bunları yapanlara ses çıkarmayanlar, benim bu açıklamalarımı mesnetsiz olarak gerekçe göstererek, bazı basın mensuplarının oluşturulan baskı nedeniyle işlerinden atıldıklarını ifade etmişlerdir! Üstelik bu gazetecilerden birinin, gerekçesi ile birlikte kendi isteği ile işten ayrıldığını basın açıklaması ile dile getirmiş olmasına rağmen! Kaldı ki bahsi geçen kurumlar ile uzaktan, yakından ilgim, ilişkim, herhangi bir ilintim de bulunmamaktadır" dedi.
Yıldırım açıklamasına şöyle devam etti; "Bu isnat, işten çıkan ya da çıkarıldığı iddia edilen gazetecilerin görev yaptığı kurumların idareci ve yetkililerini de incitici, rencide edici bir yaklaşım olduğu gibi büyük bir haksızlık ve saygısızlıktır. Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı tarafından, mesnetsiz bir şekilde şahsım hedef gösterilerek yapılan açıklamadan duyduğum üzüntüyü kendisini de arayarak ifade ettim. Onlarca mensubu, basın kuruluşlarından tazminatları ödenmeden atılırken olayları görmezden gelen Cemiyet Başkanının, bu olay karşısında göstermiş olduğu refleksi de manidar bulduğumu bir kez daha belirtmek istiyor, Başkanın bu tavrını başta basın mensupları olmak üzere kamuoyunun takdirine bırakıyorum."
Yıldırım, BGC'nin kendisini hedef gösteren açıklamasının ardından kendisine destek veren bazı basın kuruluşlarına da teşekkür etti.
http://www.bizimbursa.com/haber/siyaset/bgc,-mensuplari-isten-atilirken-neredeydi-/2604.html
…………………….
.
Bursa Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu
M.Nuri KOLAYLI Başkan (ÇGD Üyesi)
Fuat KARS Başkan Yardımcısı (ÇGD Üyesi)
İhsan BÖLÜK Genel Sayman (ÇGD Üyesi)
Hakan IŞIKKENT Yönetim Kurulu Üyesi (ÇGD Üyesi)
Hülya SAATÇİ Yönetim Kurulu Üyesi (ÇGD Üyesi)
Mehmet Ali EKMEKÇİ Yönetim Kurulu Üyesi (ÇGD Üyesi)
Uğur USLUBAŞ Yönetim Kurulu Üyesi (ÇGD Üyesi)
Rıza ERTEKİN Yönetim Kurulu Üyesi (ÇGD Üyesi)
A.Cemal EKENTOK Yönetim Kurulu Üyesi (ÇGD Üyesi)
Necat KIRBULUT Yönetim Kurulu Üyesi (ÇGD Üyesi)
Ruhi BERBER Yönetim Kurulu Üyesi (ÇGD Üyesi)
Huriye BİLİŞİK Yönetim Kurulu Üyesi (ÇGD Üyesi)
A Ç I K L A M A
Taksim Gezi Parkı olaylarının medyaya etkileri, sansür uygulamalarının ardından bu defa işten çıkarmalar ve istifa ile devam ediyor.
Olaylarla ilgili sosyal medyada yorum yapan iki basın çalışanı, bu yorumları nedeniyle işsiz kalırken, hedef gösterilen bir basın çalışanı da istifa etmek zorunda bırakıldı.
Marmarabirlik Basın Danışmanı ve Sürekli Basın Kartı sahibi İhsan Bölük ile OLAY Medya İnternet Sorumlusu ve Basın Kartı sahibi Berhan Soner, kişisel twitter hesaplarından yaptıkları yorumlar nedeniyle işten çıkartıldılar.
İşten çıkarma gerekçesi olarak yazılı bildirimlerde “verimsizlik” gösterilse de, gerçek nedenin bu olmadığı öğrenildi. Söz konusu basın çalışanlarına sosyal hakları eksiksiz ödeneceği açıklanırken, gerçek işten çıkarma nedeninin siyasi baskı olduğu bildirildi.
TRT Bursa Temsilcisi Cihat Özkan da, başka bir görevi devralması nedeniyle istifa ettiğini duyurdu. Oysa bu istifanın, haftalık bir yerel gazete tarafından meslek etiğine ve hukuka yakışmayan bir şekilde; Özkan’ın dahlinin olmamasına rağmen medya çalışanı eşinin twitter yorumları nedeniyle hedef gösterilmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
İhsan Bölük’ün işten çıkarılmasında devreye girdiği öğrenilen AK Parti Bursa Milletvekili Bedrettin Yıldırım bir süre önce bir törende yaptığı konuşmada, “Bizler bu olaylarla kuzu postuna bürünen yılanları gördük ve bu kişileri tek tek not ettik. O kişiler bizim yanlarımızda dolaşırken yalakalık yapıyorlardı. Ama bu olaylarda nasıl silkindiklerini gördük ve notumuzu aldık. Ama açık söylüyorum yanlarına kalmayacak, görecekler” demişti.
Oysa Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bir Anadolu Ajansı çalışanının twitterdaki eleştirel yorumları üzerine açıklama yapmış, sosyal medyanın kişisel görüşleri yansıttığını, kurumları bağlamadığını söylemişti. Sayın Arınç bunları söylerken, aynı partiye mensup Bursa Milletvekilinin gazetecilerin işten çıkarılmasına yönelik sözleri ve eylemlerini anlamak mümkün değildir. Beklentimiz, bu haksız uygulamaların sona erdirilerek, meslektaşlarımızın işe iadelerinin sağlanmasıdır.
Çünkü, meslektaşlarımızın sosyal medya üzerinden yaptıkları yorum ve açıklamalar kişisel görüşlerini yansıtmaktadır. Bu açıklamalar nedeniyle meslektaşlarımızın işten çıkarılmaları veya istifa etmek zorunda bırakılmaları iletişim ve düşünce özgürlüğü açısından asla kabul edilebilir değildir. Gazetecilerin tehdit edilmesini, hedef gösterilmesini, bununla da yetinilmeyerek devreye girilip işsiz bırakılmalarını kınıyoruz. Unutulmamalıdır ki, basın çalışanlarının özgürlüğü; halkın gerçekleri öğrenme, doğru bilgi edinme ve düşüncenin serbestçe yayılma hakkının bir parçasıdır.
Kamuoyuna duyurulur.
Nuri Kolaylı
…………………
MUSTAFA ÖZDAL’DAN SAVUNMA İSTEĞİ YAZISI
Sayın Mustafa ÖZDAL,
Bursa Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu 19 Eylül 2013 Perşembe günü toplanarak, BGC Yönetimine hakaretler içeren ifadelere facebook sayfanızda yer vermeniz ve “beğenmeniz” nedeniyle “yazılı savunmanızın istenmesini” kararlaştırdı.
Yapılan araştırmaya ve elektronik kayıtlara göre gelişmelerin şöyle gerçekleştiği görülmüştür;
“16 Temmuz 2013 tarihinde facebook’ta yaptığınız bir paylaşımda, AKP Bursa Milletvekili Bedrettin Yıldırım’ın BGC’yi asılsız şekilde suçlayan açıklamasına yer verdiniz.
Ardından aynı başlık altında Yüksel Baysal’ın “Mustafacığım, cemiyet yönetimindeki bazı arsızlar, yüzsüzler, utanmazlar, kendi örgütlerinin atıl durumuna bakmadan, Çağdaş’tan hesap sormaya çalışıyorlar” şeklindeki hakaretine göz yumdunuz ve dava konusu olabilecek bu ağır sözleri “beğendiniz”.
Daha sonra, aynı başlık altında gazeteci – yazar Arzu Arınel bir yorum yazdı. Yüksel Baysal’ın hararet içeren yazısına dokunmazken, üyemiz Arzu Arınel’in yazısını sansürleyerek sildiniz.”
Yukarıdaki açıklama ışığında Yönetim Kurulumuzca alınan karara göre, yazılı savunmanızın 15 gün içinde Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin Basın Kültür Sarayı’ndaki merkezine “teslimat imzalı” olarak ulaştırmanız gerekmektedir.
Gereğini bilgilerinize sunarız.
BGC YÖNETİM KURULU adına
Genel Sekreter Sinan TUNÇ
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Mustafa Özdal’ın ÇGD grupta da paylaştığı yazısı
https://www.facebook.com/mustafa.ozdal.52
BGC Başkanı Nuri Kolaylı'ya yanıtımdır: Asıl savunmayı sen vereceksin
Geçen cumartesi gazeteye geldiğimde masamda, üyesi olduğum Bursa Gazeteciler Cemiyeti'nden gönderilmiş yazıyla karşılaştım. Yazıda, birkaç ay önce Bursa Milletvekili Bedreddin Yıldırım'ın BGC hakkında yapmış olduğu açıklamayı facebook'tan paylaştığım, bu açıklamanın altına yapılan bir yorumu beğendiğim ve aynı açıklamanın altına yapılan bir diğer yorumu da sildiğim için BGC yönetiminin aldığı karar gereği savunma yapmam istenmiş. Gazetecilik yaşamım boyunca hep düşünce özgürlüğünü savundum, fikirlerin özgürce yayılmasını destekledim. Doğrusu, geçmişte de kendisiyle fikir ayrılığına düşen üyeleri uyduruk gerekçelerle ihraç eden Nuri Kolaylı'dan böyle bir yazı almak, beni şaşırtmadı. Benden istenilen savunma, Nuri Kolaylı için bir utanç belgesi niteliğini taşıyor. Çünkü gazeteci örgütleri, düşünce özgürlüğünü en fazla destekleyen, fikirlerin yayılması için azami gayret gösteren, fikir hürriyetinin önündeki engellerin kaldırılması için çaba sarf eden meslek örgütleridir. Ancak yaklaşık 20 yıldır BGC'nin başkanlık koltuğuna zamk gibi yapışan Nuri Kolaylı, skandal bir karar alarak, bir gazetecinin, bir siyasetçinin açıklamalarını sosyal paylaşım sitesinde paylaştığı ve bu açıklamanın altına yapılan yorumu beğendiği için savunmasını istemiştir. Fikir özgürlüğünün en fazla desteklenmesi gereken bu olağanüstü dönemde intikamcı bir kararın altına imza atan BGC başkanının başkanlığı artık meşru değildir. Nuri Kolaylı'ya yanıtım şudur:
Nuri Kolaylı ve yönetimine savunma vermeyeceğim. Çünkü savunma yapacak asıl kişi Nuri Kolaylı'dır. Kağıt üzerinde bir gazetenin sahibi gözüktüğü için hakkında cumhuriyet savcısının dava açtığı, 8 yıldır konut vaadiyle üyelerini oyalayan ve oyalamaya devam eden, son seçimde hiçbir geçerliliği olmayan bir protokol fotoğrafını seçim malzemesi yapan, başkanı olduğu kuruluşun internet sitesinde üye listesi bile gizlenen, hem BGC başkanlığı hem de medya yönetciliği yaptığı dönemde tasarruf bahanesiyle yüzlerce basın emekçisinin işine son veren ve gazetecilerin işinden olmasına göz yuman, birkaç ay önce düşük tirajlı bir gazetenin iç sayfasına duyuru ilanı vererek, yangından mal kaçırırcasına, dünyada eşi benzeri görülmemiş şekilde, bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda üyeyle olağanüstü genel kurul yapan Nuri Kolaylı'nın vakit kaybetmeden BGC üyelerine savunma vermesi gerekmektedir. Nuri Kolaylı'yı bu utançla başbaşa bırakıyor, esasen bu gelişmeyle gerçek yüzünü bir kez daha gösterdiği için teşekkür ediyorum. Basın özgürlüğünü ayaklar altına alan bu şahsın vereceği ihraç kararı yok hükmündedir.
Mustafa Özdal
………………..
BGC mensupları işten atılırken nereydiniz?
14 Temmuz 2013 Pazar 10:17
Ak Parti Bursa Milletvekili Bedrettin Yıldırım'dan Bursa Gazeteciler Cemiyeti'nin kendisini hedef gösteren açıklamasına yanıt geldi. Yıldırım, "Onlarca mensubu, basın kuruluşlarından tazminatları ödenmeden atılırken olayları görmezden gelen Cemiyet Başkanının, bu olay karşısında göstermiş olduğu refleksi de manidar bulduğumu bir kez daha belirtmek istiyorum" dedi.
Ak Parti Bursa Milletvekili Bedrettin Yıldırım yaptığı yazılı açıklamada, "Birilerinin ifade özgürlüğünü kendilerine maske edinerek, Hükümetimize, Partimize, Genel Başkanımız ve Başbakanımıza hatta aile bireylerine hakaret etmesine, küfretmesine müsaade etmedik ve asla müsaade etmeyeceğiz. Elbette yapılan bu aşağılık hakaret ve küfürlerin hukuksal bir karşılığı olacaktır. İşte bende tam bu noktada, Bursa’da katıldığım bir açılışta, kuzu postuna bürünen yılanların bu olaylarla birlikte açığa çıktıkları ve bu kişilerin not edildiği yönünde bir açıklama yaptım" diye konuştu.
Yıldırım, bazı basın mensuplarının Gezi olaylarındaki tavırları nedeniyle işlerinden atıldıkları iddiasıyla ilgili, "Son derece sorumsuz bir şekilde nefretin, ayrımcılığın, hukuksuzluğun, kışkırtmanın yapıldığı dönemde, yapılanlara ve bunları yapanlara ses çıkarmayanlar, benim bu açıklamalarımı mesnetsiz olarak gerekçe göstererek, bazı basın mensuplarının oluşturulan baskı nedeniyle işlerinden atıldıklarını ifade etmişlerdir! Üstelik bu gazetecilerden birinin, gerekçesi ile birlikte kendi isteği ile işten ayrıldığını basın açıklaması ile dile getirmiş olmasına rağmen! Kaldı ki bahsi geçen kurumlar ile uzaktan, yakından ilgim, ilişkim, herhangi bir ilintim de bulunmamaktadır" dedi.
Yıldırım açıklamasına şöyle devam etti; "Bu isnat, işten çıkan ya da çıkarıldığı iddia edilen gazetecilerin görev yaptığı kurumların idareci ve yetkililerini de incitici, rencide edici bir yaklaşım olduğu gibi büyük bir haksızlık ve saygısızlıktır. Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı tarafından, mesnetsiz bir şekilde şahsım hedef gösterilerek yapılan açıklamadan duyduğum üzüntüyü kendisini de arayarak ifade ettim. Onlarca mensubu, basın kuruluşlarından tazminatları ödenmeden atılırken olayları görmezden gelen Cemiyet Başkanının, bu olay karşısında göstermiş olduğu refleksi de manidar bulduğumu bir kez daha belirtmek istiyor, Başkanın bu tavrını başta basın mensupları olmak üzere kamuoyunun takdirine bırakıyorum."
Yıldırım, BGC'nin kendisini hedef gösteren açıklamasının ardından kendisine destek veren bazı basın kuruluşlarına da teşekkür etti.
……………….
NİLÜFER'DE PARA KARŞILIĞI BAĞIŞ İDDİASI!
Gazeteci Yüksel Baysal, Nilüfer Belediyesi'ne kitaplarını bağışladığını açıklamış bir de tören yapılmıştı. Ocak ayı içinde bağış haberleri gazetelerde ve internet sitelerinde yer aldı. Gazeteciler,eylemden duygulandılar ve Baysal'ı kutlayan yazılar yazdılar. Ama Nilüfer Belediyesi'nin bu bağış için 11 bin 500 liralık ödeme yaptığı, kitapların durduğu yerin kirasının da ödenmeye devam edildiği iddiası kulislere bomba gibi düştü.
Baysal'ın 10 bin kitap bağışladığına ilişkin haberler gazetelerde önemli yer buldu. Nilüfer Belediyesi internet sitesinden bağışı fotoğraflı duyurdu. Köşe yazarları teşekkür yazıları yazdı. İşte bu haberler:
Gazeteci-yazar Yüksel Baysal, Nilüfer Belediyesi’ne 10 bin kitap bağışladı. Kitap bağışı ile ilgili olarak bir protokole imza atan Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve Yüksel Baysal, konu ile ilgili ayrıntıları kamuoyu ile paylaştı.
Nilüfer Akkılıç Kütüphanesi’nden sonra, Nilüfer’e farklı niteliklerde yeni kütüphaneler kazandırmaya hazırlandıklarını belirten Başkan Bozbey, “Nilüfer’e ilk kütüphanesini gazeteci-yazar Yılmaz Akkılıç’ın 60 yıllık birikimini, kitaplarını ve tarihi belgeleri içeren tüm arşivini bağışlamasıyla ve Bursa Gazeteciler Cemiyeti, Bursa Gazeteciler Sosyal Hizmetler ve Emeklilik Vakfı ile Akkılıç Ailesi işbirliğiyle kurduk. Şimdi kente ilk etapta 3 kütüphane daha kazandırmaya hazırlanıyoruz. Demirci’de restore edilen tarihi camiyi çocuk kütüphanesi olarak hizmete açacağız, ayrıca 100. Yıl Mahallesi’nde yapımı devam eden Nazım Hikmet Kültürevi’nin bir bölümünü de Türkiye’nin ilk şiir kütüphanesi olarak Bursa’ya kazandıracağız. Baysal’ın kitapları ise, yakında hizmete açılacak olan Üçevler hizmet binamızda oluşturulan 30 bin kitap kapasiteli kütüphanede değerlendirilecek. Kendisine kent kültürüne yaptığı bu değerli katkıdan ötürü Nilüferliler adına teşekkür ediyorum” dedi.
Gazeteci-yazar Yüksel Baysal da, 10 bin kitabın yer aldığı arşivini Nilüfer Belediyesi’ne bağışlamaktan dolayı büyük bir mutluluk duyduğunu belirterek, “Bu kitapların bir kısmı 12 Eylül ve 12 Mart’tan sağ kalan kitaplardır. Bunlar zamanında yasal olarak yayınlanan ama yasaklanan kitaplardı. Ama bu tarihlerde gelişen siyasi süreç nedeniyle saklamak zorunda kalmıştık. Kısacası bu kitapları yer altına gömmüştük. Şimdi bu kitaplar yeraltından çıkartıldı” dedi.
Üniversite öğrencisiyken Ankara’da birçok kitap elde ettiğine değinen Yüksel Baysal, “Üniversitede hocalarımla aramın iyi olması dolayısıyla gelişen diyaloglar sonucu çok kitap elde ettim. Arşivimdeki kitapların bir kısmı da tarihçi ağabeyim Oktay Baysal’ın kitaplarıdır. Yılmaz Akkılıç’ı her konuda olduğu gibi bu konuda da örnek aldım. Yıllarca koruduğum bu kitapların Nilüfer Belediyesi aracılığıyla değerlendirilecek olması beni ayrıca gururlandırıyor. Bu konuda katkı ve destek veren herkese çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Konuşmaların ardından kitapların bağışıyla ilgili protokole imzalar atıldı. Protokole göre; Üçevler’de açılacak kütüphanede Baysal’a çalışmalarını sürdürebileceği bir ofis sağlanacak ve söz konusu bağış kütüphanede sürekli kalacak bir tabela ile duyurulacak.
21 Ocak 2011, Cuma (Nilüfer Belediyesi internet sitesi haberi)
(BAYSAL BURADA YİNE GERÇEKLERİ AÇIKLAMIYOR VE KENDİNİ ŞİRİN GÖSTEREREK YENİDEN PRİM TOPLAMAYA ÇALIŞIYOR! KENDİSİNİN EVİNDE ÜÇ RAF KİTAP VARDI. “KÜTÜPHANE KURACAĞIM” DİYE SAĞDAN SOLDAN KİTAP İSTEMEYE BAŞLADI. YILLARCA YÜKSEL BAYSAL SAYESİNDE HEYKEL İŞ BANKASI’NIN YANINDAKİ ARALIKTA YOL ÜSTÜNDE “KORSAN KİTAP SATAN KARDEŞİ ERDAL BAYSAL” BİLE, “SANA NE KİTAP VERECEĞİM BE, ONUN YERİNE SATARIM” YANITINI VERMİŞTİ. SONRA BANA DA GELMİŞTİ. “EN İYİ KİTAP, BAŞKALARI TARAFINDAN DA OKUNAN KİTAPTIR” DİYE DÜŞÜNEN BENDENİZ, KIZIM İÇİN AYIRDIĞIM ÖZEL YA DA İMZALI OLANLARIN HARİCİNDE TÜM KİTAPLARIMI SALAK SALAK YÜKSEL BAYSAL’A VERDİM! YANİ, NİLÜFER BELEDİYESİNE BAĞIŞLADIĞI KİTAPLARIN YÜZDE SEKSENİ BENİMDİR! OSMAN ÖZERLE BİRLİKTE GELİP, ARACIN YOLCU KOLTUĞUNUN ÜZERİ TIKA BASA DOLU VAZİYETTE, İKİ DOBLO DOLUSU KİTAP GÖTÜRDÜLER. SONRADAN ÖĞRENDİM Kİ, UHDESİNDE BULUNDUĞU SIRA “KİTAPLARI BARINDIYORUM” DİYE NİLÜFER BELEDİYESİNDEN HEM KİRA HEM DE ASTRONOMİK FİYATLARLA PARA ALMIŞ!-MEHMET ALİ YILMAZ)
Devam edelim…
İşte sağda solda yazdırdığı yazılar:
…………………..
En zor olan,
Herhalde kıskandığın birisini anlatmak olsa gerek. Bugün, zor olsa da bunu yapmayı deneyeceğim. Nitekim “Dünyalıklarını dünyalara sığdıramayan dünyalılar arasında, dünyalığını mütevazı bir kütüphaneye sığdırmış ve üzerine de dünyadaki tek dünyalığım ve ardıma bırakacağım en büyük mirasım yazmış sefil bir Seferi” olarak; hayalimi gerçekleştiren Yüksel Baysal’ı nasıl kıskanmayayım?
Zira
5 sınıfın da bir derslikte eğitim gördüğü tek öğretmenli bir köy okulunda sevdim ben kitabı… Parçalanıp - dağılmasın diye sırtından iğne iplik ile dikip, şehirdeki eş dostun yolladığı Resmi Gazete’nin eski nüshalarıyla kaplarken başladı aşkımız… İşte o gün bugündür ben kitaplara tutsak, onlar bana özgürlüktür…
Ne var ki;
Ben, birkaç gün önce bütün kitaplarını Nilüfer Belediyesi’ne bağışlayarak herkesin hizmetine sunan değerli Yüksel Baysal’ı anlatacaktım fakat “O’na niyet bana kısmet” diyip kendimi de çıkarmış oldum aradan…
Evet,
“Sivri dilli, kimilerine göre radikal görüşleriyle ezber bozan” bir gazeteci olarak Bursa basının usta kalemi Yüksel Baysal; tam da kendisinden beklenilecek ve tabii ki; kıskanılacak bir davranışla gözbebeği gibi birlikte olduğu 10 bini aşkın kitabını, kütüphane kurulması için Nilüfer Belediyesi’ne vererek yine bir ezber daha bozdu… Kendisini ve kitaba gösterdiği özenden dolayı Başkan Mustafa Bozbey’i yürekten kutluyorum… (Mustafa Gültekin, Meydan Gazetesi)
………………….
Yüksel Baysal kütüphane bağışladı
Gazeteci Yüksel Baysal yıllardır okuduğu kitaplarını ve yeni bir kütüphane oluşturmak üzere topladığı kitapları Nilüfer Belediyesi’ne bağışlayarak örnek alınacak bir bağışladı.
Nilüfer Belediyesi’nin Üçevler’de oluşturacağı yeni Nilüfer Merkez Kütüphanesi’ni oluşturacak yaklaşık 10 bin kitabı bağışlayan meslektaşımız örnek alınması gereken çok özel bir yolu da açmış oldu.(Ahmet Emin Yılmaz/Olay)
……………
Yüksel Baysal bütün kitaplarını Nilüfer Belediyesi’ne bağışladı
Bursa Basının tanınmış simalarından Yenidönem Gazetesi Köşe Yazarı Yüksel Baysal, siyasi kulisleri değerlendiren yazı ve yorumlarının dışında ilginç bir sosyal projenin de altına imza atıyor.
Yeni Dönem Gazetesi’ndeki yazılarıyla Bursa gündemine ışık tutan ve siyasi kulislerde yaşanan gelişmeleri değerlendiren yazılarıyla tanınan Baysal, yıllardır biriktirdiği 10 bin kitaptan oluşan kütüphanesini Nilüfer Belediyesi’ne bağışlıyor.
Nilüfer Belediyesi tarafından gerçekleştirilen kütüphane projesi çerçevesinde 10 kitabını bağışlayacak olan Baysal’ın adı yeni yapılacak bir kütüphaneye verilecek.
Uzun zamandır kitaplarını bağışlamayı düşündüğünü dile getiren Baysal, böyle bir projenin içerisinde yer almaktan dolayı mutlu olduğunu söyledi.
Kitaplarının hayattaki en önemli varlıklarından birisi olduğunu ifa eden Baysal, “Kitaplarımı Nilüfer Belediyesi’ne bağışlayarak önemli bir sosyal ödevi yerine getireceğimi düşünüyorum. Umarım bu kitapları okuyanlar faydalanır” dedi.
Yüksel Baysal ve Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey konuyla ilgili yarın bir protokol imzalayacak.( Gastebursa)
…………………
Baysal’ın mutluluğu
Gazeteci Yüksel Baysal dün yaklaşık 10 bin kitabını Nilüfer Belediyesi’ne resmen bağışladı. İmza töreninde Baysal’ın mutluluğu gözlerinde okunuyordu. Dile kolay Yüksel Baysal’ın öğrencilik yıllarından itibaren biriktirdiği yaklaşık 10 bin kitabından ayrılması öyle kolay olmasa gerek. Gazeteci büyüğümüz önemli bir de ayrıntıyı paylaştı. “Bu kitapların bir kısmı 12 Mart ve 12 Eylül’den sağ kalan kitaplardır. Bir kısmını da yer altından çıkardım.” Malum darbe yıllarında birçok yayın yasaklanmıştı. O dönem yasak yayınları bulundurmak suç olduğu için değerli onlarca kitap sahipleri tarafından ya imha edilmek ya da iyi saklanmak zorunda kalmıştı. Bugün edebiyatın önemli eserleri arasında yer alan o kitapların orijinalleri çok nadir bulunuyor. Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in de Baysal’ın bağışladığı kitaplarla ilçeye yeni bir kütüphane daha kazandıracak olmaktan dolayı keyfi yerinde idi. Başkan Bozbey, Baysal’ın kitaplarını Üçevler Mahallesi’nde açılması planlanan kütüphanede değerlendireceklerini söyledi. Üçevler’de açılacak kütüphanede ayrıca Yüksel Baysal’ın çalışmalarını sürdürebileceği bir ofis de olacak. Demirci’de restore edilen tarihi camiyi de Bursa’da ilk defa çocuk kütüphanesi olarak hizmete açmaya hazırlandıklarını ifade eden Mustafa Bozbey, 100. Yıl Mahallesi’nde yapımı devam eden Nazım Hikmet Kültürevi’nin bir bölümünün de Türkiye’nin ilk şiir kütüphanesi olarak Bursa’ya kazandıracaklarını açıkladı. Sanata ve kültüre her zaman önem veren Başkan Bozbey öyle görünüyor ki bu özelliğini sürdürmeye devam edecek. (Erhan Cem Öztürk Kent Gazetesi)
……………….
Yüksel Baysal’a bravo
Bursa basınının aykırı sesi gibi görünse de mesleğe başladığı ilk yıllardan bu yana tanıdığım Yüksel Baysal, kent kültürünün gelişmesi adına büyük bir başarıya imza attı.
Sürekli kitap okuyan, hatta yakınının kitapevi bulunan Baysal, evinin kütüphanesinde biriktirdiği kitaplarını, Üçevler Mahallesi’ne kütüphane yapılmak üzere bağışladı.
Evde bir köşeye konulan, okuduktan sonra kapakları bir daha açılmayan, sadece salon süsü olan kitapların, kütüphaneye verilmesi, eğitim ve öğretim açısından büyük önem taşıyor. Birde, o kitaplara ulaşamayan, maddi imkansızlıklar nedeniyle alamayanları da düşündüğümüzde, Yüksel Baysal’ın yaptığı bağışın ne kadar anlamlı olduğunu bir kez daha hissedebiliyoruz. Aldığı bu karar nedeniyle Yüksel’i, kitap bağışında da kendisine destek olan değerli eşi, aynı zamanda da benim ortaokuldan arkadaşım olan Sevinç’i kutluyorum.( Muharrem Karabulut Bursa Haber)
……………………….
Baysal’dan dev katkı
Gazeteci ağabeyim Yeni Dönem gazetesi yazarı Yüksel Baysal benim için bir öğretmendir.
Kendisinden birçok şey öğrendim.
Öğrenmeye de devam ediyorum…
Bize öğrettiklerini, toplumun diğer kesimleri de öğrensin diye kütüphanesindeki 10 bin kitabı bugün bir protokolle Nilüfer Belediyesi’nin kütüphanesine bağışlıyor.
Bizlerde Baysal’ı bu örnek katkısından dolayı tebrik ediyor.
Bağışlarını darısı bize diyoruz… (İlhami Yıldız- Hayat Gazetesi) (Juti, Sütsal seyyar satıcısı.
………………….
Nilüfer'in kütüphaneleri...
Niyazi Menteş...
Yılmaz Akkılıç...
İkisi de Bursa'nın tarihine bir dönem tanıklık etmiş, merhum gazeteci büyüklerimiz...
Ölmeden önce kendilerine yakışan onurlu bir davranışta bulunmuş, evlerindeki kitaplarını, tarih kokan yazılı ve fotoğraf belgeli arşivlerini, Gazeteciler Cemiyeti ve Nilüfer Belediyesi'ne bağışlamışlardı.
Bu güzel geleneğe Yüksel Baysal da katıldı dün...
Eğitimci ağabeyi Oktay Baysal'ın da katkı koyduğu 10 bine yakın kitabını Nilüfer Belediyesi'ne bağışladı. Başkan Mustafa Bozbey, Baysal'ın kitaplarını yakında Üçevler'de hizmete açacakları 30 bin kitap kapasiteli kütüphanede değerlendireceklerini belirtince, takılmadan edemedim:
Neyse dua edelim de Yüksel köşe yazılarını da bağışlamadı!"(Selahattin Adıgüzeller / Olay)
……………….
Atilla Sertel ve ekibinin Skandal gezisi !
TGF’nin Abhazya gezisi ile ilgili çirkin dedikodular dolaşmakta… O abuklukluklar gerçekten yaşanmışsa durum vahim demektir. Bunların bir daha...
Medya dünyasında, TGF’nin düzenlediği Abhazya gezisi ile ilgili çirkin dedikodular dolaşmakta… Ateş olmayan yerden duman çıkmaz, düşüncesiyle bu dedikodulardan birkaç tanesine yer verdik… İstedik ki biraz da iğneyi kendimize batıralım…
*Güya, bir gazeteci iddia üzerine içkileri üst üste devirip ağzını bozmaya başlar. Seyahat ettikleri otobüsteki kadınlar rahatsız olunca uyarılır. Ancak küfürler eksilmeyince, gezinin tercümanı öyle iki tokat atar ki… Hazret Abhazya’da kaldığı sürece içinde bir daha ağzına içki koymaz…
*İçki üzerine bir başka dedikodu da başkana yakın olan bir gazeteci hakkında… Bedava votka, boynuzdan kadehlerde daha bir lezzetli oluyor anlaşılan… Önce kadehleri yuvarlıyor peş peşe… Sonra kendisi yuvarlanıyor yerlere… Gidilen davette rezilliğin son perdesi içtiklerini çıkarmakla devam ediyor…
*Gümrükte içki şişesi bolluğu nedeniyle yaşananları… Atılan tivitlerle yapılan suçlamaları… Tehditler üzerine tivitlerin silinmesini… Başkanın Çeşme’de yeni aldığı villasını… Doğruluğundan şüpheye düştüğümüz için yazmıyoruz…
***
Türk dünyasından Abhazya toplantısına tepki
TGF’YE İHANET SUÇLAMASI
Başkanlar Kurulu Toplantısını, Abhazya hükümetinin daveti üzerine 76 yazılı ve görsel basın mensubunun katılımıyla Başkent Sohum’da gerçekleştiren ve iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesi için çalışan Türkiye Gazeteciler Federasyonuna büyük tepki var.
Orta Asya ve Güney Kafkasya Söz Özgürlüğü Ağı (CASCFEN) Başkanı “ Azerbaycan topraklarının işgaline hak kazandıran bir rejimin kontrolü altındaki bölücü bölgede toplantı yapan Türk Gazeteciler tüm Türk Dünyası’na ihanet etmişlerdir” dedi.
Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun 44. Başkanlar Konseyi resmi toplantısı Abhazya’nın başkenti Sohum’da gerçekleştirildi. Abhazya hükümetinin tam kadro katıldığı toplantıya TGF’ye bağlı üye derneklerden 76 yazılı ve görsel medyada görevli basın mensubu katıldı.
Türkiye Abhaz Kültür Dernekleri Federasyonu ve Abhazya Dışişleri Bakanlığı tarafından düzenlenen toplantının ilk ayağı Abhazya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Vyaceslav Çirikba’yı ziyaretle başladı. Dışişleri Bakanı Vyaceslav Çirikba, Türkiye ile siyasi ve ticari ilişkilerin gelişmesini arzu ettiklerini belirtirken, bağımsızlığın da tanınmasını istedi.
Türkiye Cumhuriyeti ile köklü geçmişleri olduğunun altını çizen Vyaceslav Çirikba, “Özellikle bağımsızlığımızın tanınmasını, Ankara’da temsilciliklerin açılmasını ve karşılıklı yazılı evrakların ulaştırılmasını istiyoruz. Türkiye ile deniz, hava ve kara ulaşımının başlamasını ve Türk yatırımcıları Abhazya’ya yatırım yapmaya bekliyoruz” dedi.
SERTEL: BARIŞTAN YANAYIZ
Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Atilla Sertel de, Abhazya’nın bağımsız, ekonomik, demokratik bir devlet olarak tanınmasının dünyaya zenginlik katacağını ve barışa katkı sağlayacağını belirtti. Sertel, “Biz gazeteciler barıştan, kardeşlikten ve dostluktan yanayız. Bütün arzumuz dünyadaki tüm halkların barış ve dostluk içinde kardeşçe yaşamasıdır. Abhazya’da bulunmamızın amacı iki ülke gazetecileri arasındaki mesleki ve kültürel iletişimi başlatmak ve geliştirmektir. Bu temasların karşılıklı yararlı sonuçlar üreteceğine inanıyoruz. Bizleri samimi ve sıcak bir şekilde karşılayan Abhaz dostlarımıza teşekkür ediyor, bu güzel ülkenin kaderinin bizim ziyaretimizle birlikte olumlu anlamda değişeceğini ümit ediyoruz” dedi.
BÜYÜK TEPKİ VAR
Öte yandan bir bildiri yayınlayan Orta Asya ve Güney Kafkasya Söz Özgürlüğü Ağı (CASCFEN) Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Başkanlar Toplantısı’nın Gürcistan’ın sınırları içinde (Cascfen’nin bölücü olarak nitelediği) Abhazya’da yapılmasını Türk dünyasına yapılan bir ihanet olarak nitelendirdi.
CASCFEN Başkanı Azer Hasret yaptığı açıklamada “Sözde Abhazya rejimi Ermenistan’ın işgali altında bulunan Azerbaycan topraklarında ilan edilmiş Dağlık Karabağ rejimi ile de yakından işbirliği içindedir ve bu durumda TGF temsilcilerinin hareketi çift üzücüdür. Azerbaycan topraklarının işgaline hak kazandıran bir rejimin kontrolü altındaki bölücü bölgede toplantı geçiren Türk Gazeteciler bu hareketleriyle tüm Türk Dünyası’na ihanet etmişlerdir” dedi.
http://haberhurriyeti.com/skandal-gezi-53392.html
…………………
TÜRKİYE GAZETECİLER FEDERASYONU ABHAZYA TEMASLARI BAŞLADI.
TÜRKİYE GAZETECİLER FEDERASYONU ABHAZYA TEMASLARI BAŞLADI.
Abhazya Cumhuriyeti’nin davetlisi olarak, Türkiye de kurulu bulunan Abhaz Dernekleri Federasyonu’nun organizasyonu ile 08-13 Mayıs tarihleri arasında AbhazyaCumhuriyeti’nde gerçekleşecek olan TGF Başkanlar Konseyi’ne, Federasyona bağlı Gazeteciler Cemiyetlerinin Başkan ya da temsilcilerinin katıldığı toplantıya katılmak üzere Pegasus Havayolu Şirketi tarifeli uçuşu ile saat: 22.55 de Sabiha Gökçen Havaalanından hareket etmişlerdir.
Türkiye genelinde 80’e yakın meslek kuruluşunun üye olduğu, ayrıca Azerbaycan ve KKTC’den de meslek kuruluşlarının da bünyesinde bulunduğu TGF, Türkiye’nin en yaygın ve en büyük meslek örgütü olarak biliniyor. Genel Başkanlığını İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atilla Sertel’in yaptığı TGF, iki ayda bir gerçekleştirdiği Başkanlar Konseyi’nin her toplantısını ayrı bir kentte ya da bölgede yapıyor.
Bu toplantılarda gazetecilik mesleğinin ve gazetecilerin sorunlarıyla ilgili etkinlikler, oturumlar ve toplantılar yapan TGF, her Başkanlar Konseyi toplantıları sonunda, sorunların çözüm yoluna işaret etmek amacıyla “SONUÇ BİLDİRGESİ” yayınlıyor.
Bu kapsamda, TGF’nin Abhazya’da gerçekleştireceği toplantının sonunda yayınlanacak “Sonuç Bildirgesi”nde de önemli konulara işaret etmesi bekleniyor.
Abhazya’daki toplantıya Abhaz Dernekleri Federasyonu temsilen Genel Başkan R.Cengiz Koç Ashuab, Basın ve Halkla İlşkiler Sekreteri Atilla Sağım Aşharaa, Sosyal ve Kültürel İşler Sekreteri Atanur Aksoy Akhusba, Yurtdışı İşlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Rüknet Yeşilyurt Gocupha, Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Osman Türeyyen Kurniya ve Abhazfed Denetleme Kurulu Üyesi Şamil Ertaş Yaşba’da iştirak ediyor.
Abhazya’da Yapılan Toplantının Katılımcıları ve Programı şöyle oluşmaktadır.
ABHAZYA PROGRAMI
09 MAYIS 2014 CUMA
1- SAAT 03.45. RUSYA SOÇİ HAVA ALANINA VARIŞ
2- SAAT 04.30 SOÇİ HAVA ALANINDAN ABHAZYA GÜMRÜĞÜNE HAREKET
3-SAAT 07.30 ABHAZYA SOHUM’A HAREKET İNTER SOHUM OTELİNE GİRİŞ VE SABAH KAHVALTISI
4-SAAT 15.30 ABHAZYA DIŞİŞLERİ BAKANI ZİYARETİ.
5- SAAT 17.00 ABHAZYA GERİ DÖNÜŞ KOMİTESİ BAŞKANLIĞI
6-SAAT 18.00 AKŞAM YEMEĞİ
10 MAYIS 2014 CUMARTESİ
1-SAAT 09.00 KAHVALTI
2-SAAT 10.30 ABHAZYA ŞEHİTLER ANITINA ÇELENK SUNUMU
3-SAAT 11.00 ABHAZYA DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI TOPLANTI SALONUNDA TGF 44. BAŞKANLAR KONSEYİ TOPLANTISI
4- SAAT 13.00-14.00 ÖĞLE YEMEĞİ (ABHAZYA DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI BİNASI)
5-SAAT 14.00 ABHAZFED, TGF, ÇGD İLE ABHAZYA BASINI İLE İYİ NİYET VE ÜYELİK PROTOKOLÜ İMZA TÖRENİ
6- SAAT 15.00 ABHAZ CUMHURBAŞKANI ALEKSANDR ANKUAB TGF 44. BAŞKANLAR KONSEYİNE KATILIMI
7- SAAT 19.30 AKŞAM YEMEĞİ
11 MAYIS 2014 PAZAR
1- SAAT 09.00 KAHVALTI
2-SAAT 10.00 ABHAZYA DEVLETİ KURUCU CUMHURBAŞKANI V. ARDZINBA’NIN MEZARINA ÇELENK KONULMASI
3-SAAT 10.30 AFON ŞEHRİNE HAREKET
4-SAAT 11.00 Gumısta Köprüsünde’ki Şehitler Anıtında çelenk koyulması
5- SAAT 12.00 AFON MAĞRASI VE MANASTIRI GEZİSİ
6- SAAT 19.00 AKŞAM YEMEĞİ
7- SOHUMA DÖNÜŞ VE SERBEST ZAMAN
12 MAYIS 2014 PAZARTESİ
1- SAAT 08.00-09.00 KAHVALTI
2- SAAT 09.30 ABHAZYA ESKİ PARLEMENTO BİNASI ZİYARETİ
3-SAAT 10.00 RİTSA GÖLÜ GEZİSİ
4- SAAT 18.00 AKŞAM YEMEĞİ
5-SAAT 19.30 OTEL VE ABHAZYADAN SOÇİYE HAREKET
TELEVİZYON YAPIMCI VE KAMERAMANLARI (ALFABETİK)
Bayram İlhan Yalçın – Kanal26 Kameramanı
Bülent Civanoğlu – Bursa DHA Haber Ajansı. CNN.KanalD. Fokstv. Muhabiri
Bülent Özyazıcı – ES Tv -Eskişehir
Cihangir Çetin -TRT Bursa muhabiri
Cüneyt Önder -Olay Tv haber müdürü (NTV)
Erhan Eroğlu – Ege Tv Kameramanı
Hacı Ahmet Ünal – Mersin Gazeteciler Cemiyeti – Mersin TV
Halit Yılmaz – Kocaeli gazeteciler Cemiyeti – TRT Muhabiri
İsmail Kahraman – Avrasya Gazete Radyo Tv Yayın Devri alem program yapımcısı
Kaan Akansu – Kanal3 Kameramanı -Eskişehir
Kemal Soylu- Konya Basın Konseyi – konya Tv
Mehmet Erdoğan Kahya – Antalya tv
Mehmet Gençali – TRT Samsun kameramanı
Merih Ak – NTV Bölge Müdürü iZMİR
Muharrem Esen – Kanal3 tv programcısı -Eskişehir
Muzaffer Akif Beyaz – Mercan tv Kameramanı
Nevruz İlimdaroğlu- Astv Kameraman (İHA-CİHAN)
Olcay Dalkılıç -Olay tv kameraman
Özcan Aslan – TGF Kameramanı Tarsus tv
Şaban Mergül – Adapazarı Evren Tv yapımcı kameraman
Şahin Özer – Ceyhan Gazeteciler Cemiyeti -Ceyhan Tv
Ümit Babacan – Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti – Marmara TV
Yahya Kahraman – Devr-i alem kameramanı
Yaşar Abacı – Kanal26 Tv
GAZETE-HABER AJANSI VE RADYO YAPIMCILARI (ALFABETİK)
Arif Basri BAŞ- Adana Gazeteciler cem.
Kadir Güzel -Polemik gazetesi genel yayın yönetmeni Bursa
Adnan Baştopçu-Olay Gazetesi Köşe Yazarı
Ahmet Abdullahoğlu -Antakya Gazeteciler Cemiyeti – Anayurt Gaz.
Ahmet Küçükcicibıyık -Karaman Gazeteciler Cemiyeti
Ali Haydar Gözlü – Tunceli Gazeteciler Cemiyeti
Arif Arslan – Batman Gazeteciler Cemiyeti -Çağdaş Batman Gazetesi
Atilla Sertel – İzmir Gazeteciler Cemiyeti – TGF Genel Başkanı
Celil Acar – Aksaray Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti
Cumhur Kılıçcıoğlu – Siirt Gazeteciler Cemiyeti -Siirt gazetesi
Derya Akbıyık – Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti
Erol Tayan -Düzce Gazeteciler Cemiyeti
Faik Bakoğlu – Rize Gazeteciler Cemiyeti
Gülgün Keçeci – Trakya Gazeteciler Cemiyeti
Hacı Odabaş Çorum Gazeteciler cem.
Hikmet Kurada -Sinop Gazeteciler Cemiyeti
İbrahim Arslan – Adıyaman Gazeteciler Cemiyeti
İbrahim Bursalı – ASGD Genel Başkan Yardımcısı Bursa Meltem Gaz.
İbrahim Erdoğan – Anadolu Spor Yazarları Genel Başkanı
İdris Yavuz – Niğde gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti
İsmet Acar -Bursa Haber Türk Müdürü
İsrafil Avcı – Osmaniye Gazeteciler Cemiyeti
Kamuran Akkuş-Bursa Anadolu Ajansı Müdürü-AA
Kemal Kapaklı – Şanlıurfa Gazeteciler Cemiyeti -Urfa Güneydoğu Gazetesi
Kemal Özdilek -Tokat Gazeteciler Cemiyeti
Mahmut Aykut Güngör Olay Medya Foto Muhabiri
Mehmet Ali Dim -Alanya Gazeteciler Cemiyeti -Yeni Alanya Gaz. Baş Yazarı
Mete Mutlu -Çukurova Gazeteciler Cemiyeti
Misket Dikmen – Basın Vakfı Radyo Programcısı
Mustafa Doğan -Elazığ Gazeteciler Cemiyeti
Mustafa Türe -Bursa Büyükşehir Belediyesi Basın
Naci Akyazı -Avrupa Gaz. Trakya
Naci Yıldız – Sivas Gazeteciler Cemiyeti
Nagihan Görken -Yerel yönetimler medya
Necati Kartal -bursadabugün genel yayın yönetmeni
Nedim Akdemir -Bursa İl Genel Meclisi Başkanı -Yeminli Mali Müşavir
Oğuz Özdem – Nevşehir Gazeteciler Cemiyeti
Okan Çalışkan – Tarsus Medya Mensupları Derneği
Ömer Faruk Çiftçi – Dünya Gazetesi Bölge Müdürü Bursa
Rabia Deniz -bursadabugun.com haber portalı
Recep Aydın – Ordu Gazeteciler cemiyeti
Serdar Kızık – Cumhuriyet Gazetesi Yazarı
Sevgi Erdoğan – Meltem Gazetesi Muhabiri
Sevil Özgür – Çorlu Medya Mensupları Derneği -Çorlu Fm
Sezai Matur – Sakarya Gazeteciler Cemiyeti
Tayfun Çavuşoğlu- Haber Gazetesi Genel yayın yönetmeni
Ümit Kahyaoğlu – İstanbul Anadolu Yakası Gazeteciler Cemiyeti
Veli Altınkaya – Kayseri Gazeteciler Cemiyeti- Kayseri Haber Gaz. Tv
Yılmaz Karaca -TGF Genel Başkanvekili -Eskişehir
Yüksel Baysal Bursa Çağdaş Gazeteciler Şube Başkanı
Zafer Opsar -Bursa haber ajansı
Ziynet Sertel -İzmir Gazeteciler Cemiyeti -Dokuzeylül Gazetesi.
………………………
Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun Abhazya gezisi tam bir fiyaskoyla sonuçlandı.
Eşlerini Abhazya'ya turistik geziye götürebilmek için "çakma gazeteci" yaptılar. TGF Genel Başkanı Atilla Sertel ve Anadolu Spor Gazetecileri Derneği (ASGD) Genel Başkanı İbrahim Erdoğan eşlerini de Abhazya'ya götürebilmek için gazeteci göstermişler.
Sevgi Erdoğan – Meltem Gazetesi Muhabiri
Ziynet Sertel -İzmir Gazeteciler Cemiyeti -Dokuzeylül Gazetesi
http://abhazfederasyonu.org/abhazyadan-haberler/turkiye-gazeteciler-federasyonu-abhazya-temaslari-basladi.html
***********
CASCFEN Başkanı’nın açıklamasının son bölümdeki “TürkGazeteciler bu hareketleriyle tüm Türk Dünyasına ihanet etmişlerdir" demesi çok manidardır.
http://www.e-haberajansi.com/cascfen-turk-gazetecilerine-itiraz-ediyor-395896.html
Öte yandan yolculuk sonrası @yilmazkaracaa26 ile @cunonder arasında yaşanan twetter diyaloğu, Abazya’da yaşanan rezilliği yansıttı. Cüneyt Önder’in bu twettlerinden sonra Atilla Sertel arayarak kaldırılmasını istemiş,geziye katılan başkanların üzerine çok geldiklerini söylemiş, kaldırmadığı takdirde medyanın patronu Cavit Çağlar'ı arayarak işine son verdireceğini isteyeceğini söyleyerek tehdit ettiği de konuşuluyor.
***********
Rezillik Türkiye çıkışında, Sabiha Gökçen’de Finansbank Lounge’nun girişinde başlıyor… Sertel'in yandaşlarının, kartı olmadan “başkan ödeyecek” deyip ücretsiz giriş yapıp yiyip içtikten sonra para ödemeden çıkmaları üzerine görevliler içeride oturan diğer gazetecilerden ücret istiyorlar. Bunun üzerine gerginlik burada başlamış oluyor. Daha sonra kamera kayıtları inceleniyor ve görevliler, konuyla ilgisi olmayan gazetecilerden özür diliyor.
***********
Gezi sırasında Atilla Sertel’e plaket veriyliyor. Teşekkür konuşmasında plaketi alırken “Geçen ay Çeşme’den satın aldığım villamın başköşesine koyacağım” demesi ve ardından “Bu ülkeyi çok sevdim, torunumun ismini Abbas koyacağım” demesi gazeteciler arasında gülüşmelere ve birbirlerine bakmalarına neden olmuş.
***********
Hitit Gazeteciler ve Yayıncılar Derneği Başkan Vekili Hacı Odabaş yediği tokatları ömür boyu unutamayacak herhalde. Odabaş, Heyetin katıldığı bir toplantıda iddia üzerine içkileri üstüste alınca dönüş yolunda bindikleri otobüste küfürlü konuşmaya başlar. Araçtaki Abazhyalı kadınlar rahatsız olur, bunun üzerine otobüste yardım için tercümanlık yapan (Amerika’da eğitim görmüş, Nato’ya müteahhitlik yapan Abazhya kökenli Türk işadamı) Odabaş’ı uyarır. Odabaş’ın küfürlü karşılık vermesi üzerine ağzına iki kere Osmanlı tokadını yapıştırır. Otobüste bulunan kimse kılını kıpırdatamaz. İndikten sonra TGF heyeti gerilim yaratmaya çalışsa da 60 yaşındaki Tandoğan bey bapuç bırakmaz ve heyeti dağıtır. Ondan sonra da Odabaş, korkudan bir daha içki içmez.
***********
İçki deyince, TGF’nin Genel Sekreteri Merih Ak “bana bir şey olmaz, domuz gibi içerim” deyip, boynuzdan yapılan içki kabından şarapları fazla kaçırınca rezilliğin daniskası başlıyor. Önce içki içtiği masaya kusuyor. İri yarı olan Merih Ak’ı 5 kişi zorlukla otobüse bindiriyor. Burayı da berbat eden Ak,yol boyunca çevresindekilere ağıza alınmayacak küfürler ediyor. Sonrasında bir kez daha otelin girişini berbat ediyor ve otelin lobisine sızıyor.
***********
İçki deyince bu kadarla da kalmıyor; gezilerde gidilen bölgelerde hediye edilen içki şişelerinin üzerine isimlerin yazılmasına rağmen kapış kapış gidilmesi, TGF temsilcilerini birbirine düşürüyor. Aldıkları bu şarapları bavullarına fazla fazla doldurmaları Abhazya çıkışında gümrükte büyük sorun yaratıyor.
Bu kez de gümrükçülerle avanta şaraplar yüzünden tartışan TGF’nin bazı temsilcilerinin bavulundan 15 şişe çıktığı bile görüntülenmiş. Görüntülenenlerin arasında hatta Atilla Sertel’in bavulundan bile fazladan şarap çıkması, kapağı açılmış yarım şarapların olması da varmış….
***********
Dilek kuyusunun yağmalanması da ayrı bir rezalet. Turistik gezinin bir ayağında tarihi ve turistik mekanlar ziyaret edilirken, Abazyalılar dilek kuyusuna para atıp dilek dilyiyorlar. Bunu gören bazı uyanık Sertel yandaşları, hemen bir koşu otobüse gidiyorlar.. Ne mi alıyorlar: Naylon Poşet.. Sonra kollarını sıvayıp dilek kuyusuna atılan paraları avuç avuç tpoşete dolduruyorlar. Atilla Sertel bile arkadaşlarını uyarıyor, verilen yanıt "hatıra para topluyoruz oluyor"...
…………….
BU YÜKSEL BAYSALLA İLGİLİ DEĞİL CAVİT ÇAĞLARLA İLGİLİ ENTERESAN BİR ÖNERGE. YAZIDA CİDDİ SUÇ UNSURLARI VAR. MUHTEMELEN HABERE BÜYÜK DAVALAR AÇILACAKTIR. AMA BİLGİ AÇISINDAN ÖNEMLİ…
http://www.samanyoluhaber.com/politika/Nesim-Malki-Meclis-gundemine-tasindi/1067600/
Nesim Malki Meclis gündemine taşındı
28 Kas 2014 23:47 Samanyolu Haber
Kütahya Milletvekili İdris Bal, Musevi işadamı Nesim Malki ile ilgili Meclis'e soru önergesi verdi.
AKP'den istifa ettikten sonra parti kuran İdris Bal, Meclis Başkanlığına Musevi işadamı Nesim Malki ile ilgili soru önergesi verdi.
İŞTE BAL'IN MECLİS'E VERDİĞİ SORU ÖNERGESİ
İçİşleri Bakanı Efgan Ala, Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek, Adalet BakanıSayın Bekir Bozdağ ve Hükümet Sözcüsü Sayın Bülent Arınç’ın aşağıda sıralamış olduğumuz soruları yanıtlamasını arz ederim.
Saygılarımla,
Prof. Dr. İdris BAL DGP Genel Başkanıve Kütahya Milletvekili
1.Bursa’da öldürülen Musevi işadamı Nesim MALKİ’nin 20.000.000 $ (yirmi milyon dolar) parası kayıp olduğu ve alacakları Erol EVCİL (Erol EŞREFOĞLU)’nun çevresi tarafından tahsil edilerek o para ile başka işadamları üzerine şirketler kurdurulduğu, bu şirketlerden çoğunluğunun üye olduğu bir işadamları derneği kurulduğu, yönünde MASAK ve YARGIYA yapılan şikayetler var mı? Şikayetler varsa bunlarla ilgili ne tür çalışmalar ve soruşturmalar yapıldı? Çalışmaların ve soruşturmaların sonucu nedir?
2.Bursa’da işlenen Nesim MALKİ cinayetinde azmettiriciler ve katillerin gerçek katiller olmadığı suç üstlendikleri , gerçek azmettiricilerin de kamuoyunca maruf işadamları olduğu, Nesim MALKİ cinayetinin gerçek katillerinin ise devletin içinde ve özel birimlerde görev alan insanlar olduğu, Nesim MALKİ katillerinin ve azmettiricilerinin uydurma olduğu ve bu uydurma senaryonun o dönem yargıda görev yapan bir yargı mensubu tarafından yazıldığı, uyduruk senaryoyu yazan yargı mensubunun bu senaryoyu avukat olan damadı tarafından hayata geçirdiği, bu avukatın aynı zamanda Erol EVCİL’in de avukatı olduğu, bu avukatın da söz konusu illegal yapı ile yargı arasında ilişkiyi sağladığı, yargı davalarını para karşılığında bu hakimin üzerinden çözdürttüğü, bu hakimlere aracılık yapan 2 avukatın ve 2 işadamının daha olduğu yönünde iddialarla ilgili soruşturmalar yapıldı mı? Yapılmış ise bu soruşturmaların sonucu ne oldu?
3.Ombudsman olarak atanan Nihat ÖMEROĞLU yargıda çalıştığı dönemde hiç soruşturma geçirdi mi? Nihat ÖMEROĞLU, eski bakan Cavit ÇAĞLAR ile ilişkileri hakkında Adalet Bakanlığı’na bir şikayet yapıldı mı? Nihat ÖMEROĞLU hakkında Cavit ÇAĞLAR’ın yargıda para karşılığı davalarını yönlendirmeye çalıştığı bu işlemi Nihat METE ile organize ettiği yönünde tarafınıza yapılmış şikayet var mı? Varsa şikayete ilişkin, yoksa bu olaylara ilişkin yapılan soruşturma var mı? HSYK’ya bu konuda şikayet yapıldı mı? HSYK bu iki hakimin baktığı tüm dava dosyalarını yeniden incelemek için bir heyet kurdu mu? Kurmadıysa kurmayı düşünüyor mu? Nihat ÖMEROĞLU, Nihat METE’nin ve 1. derece yakınlarının hızla artan mal varlığı artışları iddiası hakkında bir araştırma yaptı mı? Yapıldıysa sonucu nedir? Yapılmadıysa yapılması için Maliye Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’na bir baskı yapıldı mı? Bu iki hakimin ikili ilişkisi olduğu kişilerin mal varlıklarındaki değişmeler incelendi mi?
4.Nihat ÖMEROĞLU’nun OMBUDSMAN olmasını dönemin Başbakanı’ndan, Meclis Başkanı Cemil ÇİÇEK ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk ÇELİK mi talep etti?
5.Cavit ÇAĞLAR’ın ceza evinden kurtarmak için dönemin ………’na 60.000.000 TL (altmış milyon türk lirası), (o dönemin parasıyla 60 trilyon), hükümetin bir bakanı aracılığı ile ödediği, buna karşılık çıkarılan yasayla Cavit ÇAĞLAR’ın cezaevine girmekten kurtulduğu iddiası doğru mudur? Cavit ÇAĞLAR TMSF ile yaptığıanlaşmalara kaçkez uymamıştır? TMSF ile anlaşmalara uymadığıhalde bu anlaşmalar kaç kez yenilenmiştir? Bu imtiyaz başka hangi işadamlarına sağlanmıştır. Bu anlaşmalara uyulmamasından devlet ne kadar zarara uğramıştır? Cavit ÇAĞLAR’ın Bursa merkezde otel projesine hayır diyen Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet ŞAHİN aday gösterilmeyip bu projeye evet diyen Osmangazi Belediye Başkanı Recep ALTEPE Büyükşehir Belediye Başkanı yapılmış mıdır?
Bu olayda bu paranın payı var mıdır? Şu an bu otelin yapılmasının planlandığı yerin imar durumu nedir? Cavit ÇAĞLAR’ın bu belediye başkanları değişiminden sonra tüm arazileri imara açılıp 1000 (BİN) katı değerinde TOKİ’ye satıldığı doğru mudur? Bu değerden Cavit ÇAĞLAR’ın borçları mahsup edilmiş midir? Danıştay bu imar olayını iptal ettikten sonra ne tür bir işlem yapılmıştır? Bu arazilerin son durumu nedir? Cavit ÇAĞLAR’ın yurtdışındaki mal varlığı ile ilgili herhangi bir işlem yapıldı mı? Cavit ÇAĞLAR’ın şirketlerinin Nesim MALKİ’ye ne kadar borcu vardı? Bu borcun neticesi ne olmuştur? Cavit ÇAĞLAR ile ilgili yargıda kaç dava açıldı? Neticeleri ne oldu? Cavit ÇAĞLAR’ın yurtdışına çıkma yasağını hangi mahkeme kaldırdı? Bu kararın gece yarısı verildiği doğru mu? Değil ise saat kaçta bu karar verildi? Cavit ÇAĞLAR’ın yurtdışına kaçması sağlandı mı?
6.Erol EVCİL ve çevresinin mal varlığına devlet tedbir koymasna rağmen bu şirketlerin yönetimi kimdedir? Bu şirketlerle alakalıpara trafiğini kim yönetiyor? Bu şirketlerin borcu mu, alacağımıartıyor?
7.Erol EVCİL’in avukatı Ferruh KAYA hakkında kara para ve Erol EVCİL’in kasası şeklinde yapılan davalara Yargıtay’ın verdiği karar nedir? Yargıtay’ın Ferruh KAYA ile alakalı mal varlığı hakkında şüpheler olduğu ve ayrıntılı araştırma yapılması gerektiği konusunda bozma kararı var mıdır? Bu bozma kararına ve Yargıtay’ın ayrıntılı inceleme talebine rağmen Maliye Bakanlığı davadan feragat etti mi? Maliye Bakanlığı feragat etmekle devletin uğradığı en az 50.000.000$ (Ellimilyondolar) zararı nerden karşılanmıştır? Maliye Bakanlığının bu dava ile birlikte Ferruh KAYA hakkında mahkemenin karar vermediği başka davalardan da feragat etmişmidir? Erol EVCİL ve Ferruh KAYA’nın 1. derece çevresinde bulunan başka insanlarla alakalı Maliye Bakanlığı’nın başka feragat ettiği davalar var mıdır?
8.Bursa’da öldürülen Eski AKP Belediye BaşkanıHikmet ŞAHİN’in öldürülmesi olayında AKP’nin tutumu ne olmuştur? müdahil olmuşmudur? Bu cinayetle alakalıayrıntılıinceleme yapılmışmıdır? Bu Belediye Başkanı’nın öldürülmesi bir husumete mi dayalıdır? Yoksa arkasında derin şüpheler var mıdır? Bu cinayetin üzerine gitmeyi AKP hükümeti düşünüyor mu?
9.Bursa’da öldürülen Eski Anavatan Partisi Milletvekili Mehmet GEDİK’in cinayetinin üzerine gidilip arkasının aydınlatılmasıiçin neler yapıldı? Mehmet GEDİK kendisini öldüren kişi ile AKP eski İl BaşkanıNakıp VARDAR arasında ; Nakıp VARDAR’ın aldığ ıbir ilimizin doğal gaz ihalesini alması konusunda aracılık etti mi? Nakıp VARDAR’ın firmasıgirdiği bu doğalgaz ihalesinde 2. firma oldu mu? Mehmet GEDİK’in katilinin araya girmesiyle ihaleyi alan 1. firmanın aradan çekilip ihalenin Nakıp VANDAR’ın firmasına kaldığı doğru mu? 1. Firmanın aradan çekilmesini Mehmet GEDİK’in katili mi sağladı? Mehmet GEDİK, Nakıp VARDAR ve katiline aracı olduğu, Mehmet GEDİK’in katiline Nakıp VARDAR söz verdiği komisyonu vermediği bundan sebep Mehmet GEDİK, Nakıp VARDAR’a kefil olduğu için öldürüldüğü yönünde yargıya bir şikayet ulaşmış mıdır? Şikayet varsa yargıbu şikayete karşılık ne yapmıştır? Nakıp VARDAR’ın aldığı ihale incelemeye alındımı? Nakıp VARDAR’ın aldığıbu ihaleye Hükümetinizin bir Bakanının abisi ortak mıdır? Hükümetinizin Bakanı’nın abisinin mal varlığındaki değişim hakkında YARGI’ya ve MASAK’a yapılan bir şikayet var mıdır? Bu Bakan’nınızın abisi Sedat PEKER’in adamıyla ortak büyük projeler yapmaya başlamış mıdır? Ergenekon’dan yargılanan Sedat PEKER’in adamı Bakan’ınızın abisiyle tam mesai yapıp şahsi hesapları arasında da para transferleri yapmışlar mıdır?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk ÇELİK’in abisi Osman ÇELİK’in hesapları yargı tarafından incelenmiş midir? Yargı incelediğinde bu hesaplarda Sedat PEKER ile beraber yargılanan Mehmet KURT’tan Osman ÇELİK’e nakit para transferini görmüş müdür? Bu konuda yapılan inceleme raporlarında neler yer almaktadır?
10.Ombusdman Nihat Ömeroğlu 17 Aralık sürecinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Zekeriya Öz’ü soruşturmaları tamamlamaması, üzerine gitmemesi konusunda tehdit etmiş midir? Bu konuda hükümetinizin ve Adalet Bakanlığının direktifi ve talimatları ile mi Savcı Zekeriya Öz ile görüşme yapmıştır? Kamuoyuna yansıdığı üzere hükümetinizin ve Adalet Bakanlığının ve bürokratlarının adil yargılamayı etkilemek üzere savcılara emir ve talimatlar verip vermediği ile ilgili soruşturma yapılmış mıdır?
11.Bursa Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürü yapılan Veysel KOCA 23 yıllık bir cinayeti çözmüş müdür? Bu cinayeti çözdükten sonra Bursa’da işlenen çoğu işadamı23 faili meçhul cinayeti aydınlatacağının beyanından sonra paralel bahanesiyle açığa alınmış mıdır?
Daha sonra da Adıyaman’a neden sürülmüştür? Bu cinayetlerin açığa çıkması için İçişleri Bakanlığı nasıl çalışma yapmaktadır?
12.Hükümetiniz ve dönemin Başbakanı devletin içindeki bu çetelerden tehdit almakta mıdır? Ya da Hükümetinizin bu çeteler ile herhangi bir maddi menfaat ilişkisi olmuş mudur?
Hükümetiniz ve dönemin Başbakanı’nın, Anayasayı rafa kaldırtarak bu illegal çeteler üzerine giden, bunlarla menfaat ilişkisine girmeyen, VATANPERVER ANADOLU İNSANINI PARALEL YAPI ilan etmesindeki asıl amaç bu illegal yapıları korumak mıdır?
Hükümetiniz 15 ve 25 Aralık Operasyonlarını bahane ederek devletin tüm itibarını yerle bir etmesinin nedeni devletin içindeki bu illegal örgütleri ,rüşvet ve yolsuzlukları ,karar para aklayanları , katilleri,suç üstlenenleri ve suç işleyenleri , çeteleri korumak için midir?
Hükümetiniz bu illegal çetelere, katillere, menfaat şebekelerine yapılması muhtemel soruşturmaların ve operasyonların önüne geçmek için mi namuslu vatanperver emniyet mensuplarını paralel ilan etmiştir?
Hükümetiniz bu çetelerle ilişkilerinin ortaya çıkmasını engellemek, kendilerine ve bu çetelere biat etmeyenleri sindirmek için mi paralel paranoyasını ortaya atmıştır? Bu çetelerden aldığınız tehdit ya da şantaj var mı? Bu illegal çetelerle birlikte hareket etme konusunda bir anlaşmanız var mı? Bu kirli ilişki ülkenin tüm şehirlerinde var mıdır? Paralel Paranoyasını bu çeteler, mafyalar illegal yapılar mıyönetiyor? Siz bunların talimatlarını mı uyguluyorsunuz? Algı operasyon merkeziniz nerede kimler tarafından yönetiliyor?
………………….
İşte (şimdilik) böyle sevgili okur…
“PARA” denilince Bursa’da benim aklıma önce FARUK ÇELİK ve YÜKSEL BAYSAL GELİR.
“Baysal’ın pazar yeri milyoneri ablası, kardeşiyle aynı sokakta yıllarca kaçak seyyar kemer ve toka satan diğer kız kardeşi yanında “bonus”!
“Sokayım ben öyle tokaya!..”
Bir de Selçuk Türkoğlu’nun da içinde bulunduğu “gri pasaport” olayı var ki, başlı başına bir yazı konusu.

Eğer çalışkan, yetenek ve birikimli “adam gibi adam” derseniz hiç tereddütsüz, İBRAHİM BURKAY.
En basit nedeni bu ve bunun gibi adamlar!
Hadi size iyi günler…


