Yazarlar

İsmail Hakkı Edebali’yle sohbet

post-img
on yıllarda kent siyasetinde en fazla duyulan isimlerden biri Edebali. Vatan görevinin bir kısmını Bilecik’te yapmış biri olarak bu sözcüğün benim için de çok ayrı bir önemi var. Mistik inancım hiç kuvvetli değildir ama hala Ankara istikametinden Bursa’ya doğru dönerken eğer havanın kararmasına daha vakit varsa Bozüyük’ten sonra Bilecik’e doğru döner ve orada mutlaka Şeyh Edebali’nin türbesini ziyaret ederim. Yamaçlarını hala Yunanlılar’ın çekip giderlerken yakıp yıktıkları camilerden kalan minare yıkıntılarının büyük bir hüzünle süslediği eski Bilecik yerleşkesindeki küçük bir vadinin tam ortasında yükselen ahşap yapının içinde yatar Edebali. İşte o evi ziyaret ettikten sonra arka bahçede bir nefeslik oturup da gözlerinizi vadiye doğru diktiğinizde içinizdeki tüm nazarın yok olup gittiğini, yorgunsanız yorgunluğunuzdan, sıkıntılıysanız sıkıntınızdan bir anda kurtulduğunuzu hissedersiniz çok enteresan bir şekilde!  Çok garip bir duygudur o. Ayrılırken toprak merdivenlerden inip de aracınızın koltuğuna oturduğunuz vakit tazelenmiş yepyeni bir insansınızdır artık!   . . . . .   Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında yaşamış Ahi şeyhi, Osmagazi’nin kayın babası ve dahi hocası, Osmanlı devletinin de fikir babasıdır sözünü ettiğim Şeyh Edebali. Onun için de dün gazetemizi ziyarete gelen, Yıldırım ilçesi belediye başkan adayı İsmail Hakkı Edebali’ye özellikle soruyorum, “Şeyh Edebali’yle her hangi bir ilişkiniz var mı “ diye? “Hayır” diyor; “biz Ağrılıyız. Babam ve dedelerim tam bir Osmanlı sevdalısı ve tasavvuf ehlidir. Onun için de soy adımız alınırken özellikle Edebali ismi tercih edilmiş.” Esasında İsmail Hakkı Edebali’nin babası Muhammet Edebali, merhum Necmettin Erbakan’ın en yakınındaki insanlardan biri. Erbakan ne zaman Ağrı’ya gitse, geçmişte nasıl Bursa’ya geldiğinde Halil Uzunoğlu’nun evinde konaklıyorduysa, orada da mutlaka Edebali’nin evinde konaklıyor. Hatta bir gün Doğubeyazıt İlçesi’nde Kürt milliyetçileri bunları taşlamaya başlayınca bir camiye sığınıyorlar ve tam 6 saat boyunca da mahsur kalıyorlar. Yıllar yılı babasının izinden gidip Saadet Partisi’nde siyaset yapan İsmail Hakkı Edebali, üzerindeki gömlek dar gelince çıkarıp soluğu AKP’de alanlardan. Bursa İl yönetiminde uzunca bir süre yürüttüğü teşkilat başkanlığı görevinin ardından şimdi de  Yıldırım’ı yönetmeye talip.   . . . . .   “Mevcut Başkan Özgen Keskin’in yapamadığı ve sizin bunları başaracağınıza emin olduğunuz 3 şey söyleyin bana” diyorum kendisine? “Öyle bir şey söyleyemem” diye yanıtlıyor; “biz aday adayıyız. Mevcut yönetimin eksikliklerini ifade etmek gibi bir misyonumuz yok”! -İyi de sadece aday adayı olmanız bile “Ben bu işi Özgen Keskin’den daha iyi yaparım” iddiasını ortaya koymanıza işaret etmez mi? Susuyor! Edebali, inşaat mühendisi ve yüksek lisansını da “kentsel dönüşüm” üzerine yapmış. Eğitimli ve deneyimli bir insan sizin anlayacağınız. “Sosyal belediyecilik” kavramına önem vereceğiz diyor; “karar alma mekanizmalarında kent dinamiklerini de işin içine katmayı hedefleyeceğine” işaret ediyor. “Kentsel dönüşüm” açlığı çeken Yıldırım’da bu işin şimdiye dek yapıldığı gibi kötü bina ve  projelerle değil de mimar, sosyolog, tarihçi hatta psikologlara varıncaya değin pek çok yetişmiş insanın katkısıyla yine insanın istek ve ihtiyaçlarına göre, o yörenin tarihi geçmişi de katılarak kotarılması gerektiğini, estetik değerlere önem verilmesinin şart olduğunu söylüyor. 24 saat boyunca ulaşılabilir olmayı ve belediyecilikte teknolojinin nimetlerinden yararlanmayı hedefliyor. Tabii fotoğrafın perde arkasını okuduğunuzda tüm bunların aynı zamanda mevcut Başkan Özgen Keskin’in de eksiklikleri olduğunu görüyorsunuz İsmail Hakkı Edebali’nin gözünde! Yıldırım’da 0-24 yaş arası 300 bin gencin yaşadığını, her yıl 10 bin bebeğin dünyaya geldiğini öğreniyoruz sohbetimiz sırasında Edebali’den.   . . . . .   İsmail Hakkı Edebali, Yıldırım için çıkan AKP’li 12 aday adayı içerisinde “adaylığa en yakın” isimlerin arasında bulunuyor. Karşısına çıkan en önemli kontrataksa, Bakan Faruk Çelik’in has adamı, eski milletvekili, Refah Partisi’nde yaşanan “kayıp trilyon” olayının sanıklarından Mehmet Emin Tutan! Özgen Keskin iki dönemdir orada “Farukseviciliği” sayesinde oturuyor ama hayli de yıpranmış durumda. Görünüşe göre AKP siyaseti onu bu sefer artık evine, edebi  “Cin Ali kitapları” yazmaya geri döndürecek! Yıldırım’da şu ana dek yaşanan gelişmelere bakınca bizim içimize doğan his ise şöyle: “Parti içindeki dengelerin yapacağı derin pazarlıklar sonucu Mehmet Emin Tutan Osmangazi’ye kaydırılıp, Yıldırım da İsmail Hakkı Edebali’ye bırakılacak.” gibi duruyor!     AGazete

Diğer Haberler