Yazarlar

İki Atatürk kaç para?

post-img
      “Kol kırılır, yen içinde kalır” lafını oldum olası hiç sevmedim. Bu, kendi yanlışına yanlış diyememenin acizliğidir. İnsan kendi yanlışı ile başkasının yanlışı arasında ayırım yapıyorsa, ayaklarının altındaki meşru zemini kaybeder.       Olay şu ki,  vicdanlı insan yanlışı görünce, sahibi kim olursa olsun, yanlış diyebilir. Bunu yapamıyorsa, zaten ahlaki değerler ile sorunu mevcuttur ve haktan hukuktan bahsetmesi de fazla bir işe yaramaz. Bahsetse bile, inandırıcı olamaz.       Seyrettiğim televizyon kanalları içinde Halk TV ve Ulusal Kanal da bulunuyor. Farklı bakış açılarını da görmek istiyorum. Hem bu kanallar bu alanlar da iddia sahibi olduklarını bangır bangır bağırıyorlar. Cumhuriyet ve Atatürk Devrimlerinin bekçisiyiz demeleri bana sıcak geliyor.       Sıcaklık arayınca, ısıtan da çok oluyor. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin lafı üstüne laf söyleyecek yiğit bulunmuyor. Hadi size, heybedeki turpun en büyüğünü de göstereyim. Atatürk’ün kurduğu partiyiz dedikleri zaman akan suların duracağına inanan insanlar da mevcut.       Bu kadar Atatürkçü bir araya gelmiş ise, sorun yok, bas gaza gidelim usta diyebilirsiniz.       Gerçekten öyle mi?       Eğer bir ülkede ikide bir kandırıldığını söyleyen bir Cumhurbaşkanı tartışılamıyor da, her akşam televizyon kanallarında Atatürk’e hakaretler yağdıran programlar yapılıyorsa, bir dakika demek gerekmiyor mu?       Hafta içinde yaşadığım bir olayı anlatınca, bir dakika demenin vaktinin geldiğini, çoktan geçtiğini göreceksiniz.       Büromuzda bir görüşmedeyken kapıyı çalan bir iş arkadaşımız, biraz da sıkılarak, Atatürkçü Düşünce Derneği’nden birisi geldi, bekleteyim mi diye sordu. Tabii beklet deyip, ara verip, bekleyen iri yarı, Atatürk tişörtlü beyefendiyi içeri aldım.       Ankara’dan geliyormuş. İşler, havalar nasıl gibi laflar araya girince, pazarlamacı olduğu hemen fark ediliyor. Bursa ADD’den üye listesini aldınız mı diye sorunca, hayır diyor. Bursa şube başkanının adını biliyor musunuz sorusuna da hayır deyince, bende ipler koptu. Adam Ankara’dan gelmiş kapı kapı dolaşarak Atatürk satıyor. Nazik davranamadığım adam,  giderken, biz bir iktisadi teşekkülüz diyor. Atatürk pazarlayan iktisadi bir teşekkül!       İnternet var, telefon var.       Atatürk Düşünce Derneği Genel Merkezi’nde telefona çıkan genç adam, bir şikayetiniz varsa, telefonunu vereyim, iktisadi işletmeyi arayın dedi. Siz arayın dedim kapattım ama böyle de olmaz diyerek, tekrar çalışan olduğunu söyleyen adama adını, soyadını ve konuşabileceğim bir yetkiliyi sordum. Yetkili çok ama hepsi toplantıda dedi. Bıraktığım numarayı arayan olmayınca, o yetkililerden birisini cebinden kendim aradım. Evet, bir iktisadi işletme varmış ama dernekle ilişkisi olmayan şirketler toptan Atatürk resimli ürünleri alıp, kapı kapı dolaşarak satıyormuş.  Sebebi de, şubelerin iktisadi işletme kurmamasından kaynaklanıyormuş. Al başına takkeyi, vur beline kazmanın. Ne biçim iş bu?       Halk TV bağıra bağıra, bir Atatürk fincanı alana bir de bizden, yok tarağını da verelim abi diyor. Ulusal Kanal bir yandan, 15 Atatürk kitabı kargo dahil 99,- TL., hemen arayın. Ne yapıyor bunlar sizce?       Atatürk satıyorlar.       “Atatürk mezarından kalksa, AKP’liler 100 metre kaçma rekoru kırar” paylaşımı yapmak kolay ama sen ne yapacaksın ey CHP’li yönetici! Sen şimdi bu kafa ile iktidar mı olacaksın? Olsan bile milletin derdine çaremi bulacaksın?       Bırakın siz iktidar olup, memleket kurtarmayı, kendinizi bile kurtaramıyorsunuz. Fetö çetesini devlete yerleştiren adamlar suçu size yıkıyor da, gıkınızı bile çıkaramıyorsunuz. Bizim köydeki Veysel size güvenerek her gün AKP’li komşuları ile papaz olurken, siz devletten aldığınız paralar ile siyaset yapın, sonra da, halk bizi seçmiyor diye ağlaşın. Seçmesi için hangi çözümü önüne koydunuz da, seçmen size oy vermedi? Öyle seçim arifesine girince alel acele üretilmiş suni projeler değil, Atatürk’e ve onun kurduğu cumhuriyete yakışır gerçek çözümler. Ufacık bir örnek: AKP iktidarının özelleştirdiği bütün devlet mallarını geri alacağız demekten neden korkuyorsunuz?       Söylenecek ve yazılacak o kadar çok ki, saymakla bitmez.       CHP’nin yiğit yöneticilerine (!) sorsanız, yalancıktan, bu kadar iyi biliyorsan, gel kendin yap derler veya bir sürü masa kurduk, neden gelip birisine oturmadın diye sorarlar. Güldürmeyin bari adamı. Siz, sizi eleştirebileceğini düşündüğünüz adamı masa başına mı oturtursunuz hiç? Size, aynı iktidar partisinde olduğu gibi doğrunuza da yanlışınıza haklısınız efendim diyecek adam lazım. Hem o kadar yol kat ettiniz ki, oy vereceğine emin olmadığınız insanları bırakın yönetimlere almak, delege bile yapmıyorsunuz.       Büyük İskender filozoflara saygısını göstermek için Sinop doğumlu Diyojen’i ziyaret etmiş ve bir dileği olup olmadığını sormuş. O ise bu soruya “Gölge etme başka ihsan istemem.” yanıtını vermiştir.       Atatürk’ü pazarlamayı bırakın, “başka bir ihsan istemiyoruz.”  

Diğer Haberler