Yazarlar

Otistlik Bizde!

post-img
  Ön yargı tedavisi en zor hastalıktır. Ve çoğumuz bu hastalığın pençesine düşeriz. Bazılarımız zamanla bu illetten kurtulsa bile bazılarımız hiç kurtulamaz ve ömür boyu hayatın gerçek anlamını da kavrayamayız.   Bazı ön yargılarımız öyle derindir ki, içinde yaşadığımız toplumun onda birini sakat diyerek saf dışı bırakır gizli odalarda saklamaya çalışırız. Bu konudaki yasal terminolojimiz bile bu sene, yani 2013 yılında değişti. Artık engelli insanlara kanunen sakat demeyeceğiz. Zaten üretip, üretebileceğimiz çözümün hepsi de bu kadar. Onların yaşamını kolaylaştırmaya vaktimiz bile yok. Gözlerinizi kapatıp, sağınızı solunu şöyle bir yokladığınızda, engellilerin yürüdüğü kaç yol, kaç cadde, kaç sokak aklınıza geliyor?   Yağmur Adam’ı hepiniz bilirsiniz. Dustin Hoffman’ın oynadığı otist Raymond bir ara ezberimizi bozmuştu. Bize otistlerin kendini akıllı sayanlardan daha vicdanlı olabileceğini bile öğretmişti.   Unuttuk yine Raymond’u!   Bizim gibi düşünmeyen yine vicdansız, yine kötü. Hayır, kötüden de öte, düşman! Biz dediğime bakmayın, bu ülkede toplumu germe, yarma, ayırma ve bölme işi bizzat ve şahsen Baş Nazır tarafından yapılır. Başbakanın öfkeli konuşmalarını dinlerken, ona oy vermeyen, onun gibi düşünmeyen veya onun günü birlik isteklerini alkışlamayan herkese otist muamelesi yaptığını görüyoruz.   Gezi Parkında ağaçları korumak isteyen çevrecilere, isterseniz ağzınızla kuş tutun, biz kararımızı verdik yapacağız diyor. Çevreciler de memlekette hak hukuk olduğunu düşünerek, oraya çadır kuruyor. Milletin iradesini arkasına almış başbakan yemez tabii bu tür oyunları! Sevsinler seni der! Sen misin çadır kuran. Sabahın beşinde ortalığa gaz sıkarak meydana giren polisler çadırları ateşe verirler.   Biz biliyoruz onların kim olduğunu!   Öyle ya, dini referanslar ile alkol yasası çıkaran iktidarı beğenmeyip, ayyaşların yaptığı yasaları savunma gafletinde bulunan adamlara normal denir mi? Sahi yasa çıkaran bu ayyaşlar kim sayın başbakan!   Parti grup toplantısı ile şeyhin dizi dibi toplantıları mı karıştı acaba?   Cumhuriyetin kurucularına karşı kinini kusma hakkını herkes kullanabilir mi?   Bu tür sorular zaman içinde zaten çoğalacaktır. Bizce başbakan iki ayyaşın kim olduğunu çıkıp kendisi açıklamalıdır. Başka türlü Cumhuriyeti hazmedemediği düşüncesine kapılıp, kendisi hakkında endişeleneceğiz!   Tüm Türkiye ve yurt dışında yollara düşüp, isyan bayrağı çeken yüz binlerce insan bu endişeyi çoktan taşıyor olmalı ki, Gezi Parkı’ndaki çevreci direnişi birden iktidara karşı direnişe dönüşüyor ve bir anda başbakanın beti benzi soluyor. Polisi meydandan çekiyorum deme erdemini bile Cumhurbaşkanı’na bırakmak zorunda kalıyor!   Raymond’u unutmakla iyi etmemişiz. “Biz buların kim olduğunu biliyoruz” cümlelerini duydukça varlığımızdan şüphelenip, kendimizi çapulcu zannetmişiz. Meğersem Raymond vicdandan daha fazlasına sahipmiş.   İşte bir örnek: Dünyanın en büyük bilgisayar yazılım şirketlerinden SAP otist çalışanlar arıyor. Ve Berlinli IT şirketi Auticon sadece ve sadece otist elamanlar ile çalışıyor.   Otistler burada bilgisayar yazılımı kontrolörlüğü yapıyor. Yazılımlardaki hataları hiç kimse onlar kadar çabuk ve kolay bulamıyor. İşte ön yargının bedeli bu! Bizim sakat diyerek konu komşudan sakladığımız çocuklar, dünyadaki en zor işi yapma becerisine sahipler!   Evet, ön yargı böyle bir şey. Başbakan şeyhlerinin dizi dibinde içki yasalarını ayyaşların çıkardığına inandırılmış. Zaman içinde Cumhuriyet’in başbakanı olsa bile, şeyhlerinin öğretisinden bir türlü vazgeçemiyor.   Gezi Parkı’ndaki mücadelenin artık çevreci değil, ideolojik olduğunu da söylüyor başbakan. Kendisi ise, dini gereklilikler ile alkol yasası çıkarırken anayasanın 58. Maddesini uyguladığına inanıyor.   Bu ne yaman bir mantıktır!   Bence Yağmur Adam’ı bir daha izlemekte fayda var. Raymond olmayınca asıl kimliğimizi unutup akıl tutulması yaşıyoruz.   Varsın başbakan kendisi gibi düşünmeyenlere otist muamelesi yapsın. Biz yine de Raymond olalım. Vicdanı kullanabilmek az iş mi?

Diğer Haberler